Kültür - SanatYaşam

Türk Dünyasında Nevruz ve Ergenekon Bayramı

Kızılay Web Banner 950X100

Türklerin “Hakanımızın bizi götüreceği yer” diye tanımladığı Kızılelma Ülküsü’nün ilk çıktığı ve bü­tün cihana yayıldığı Ergenekon’dan Çıkış’ın, 21 Mart 2020 tarihi itibarıyla, 12 Hayvanlı Türk Takvimine göre 4657. yılını Türk Ergenekon Bayramı (Nevruz) adı altında kutluyoruz.

Bayramlar toplumların birlik ve beraberlik içinde olmalarını sağladığı gibi aynı kök ve atalara sahip olan toplumlarda da millî bilincin uyanık tutulmasında en büyük etkendir.

Ergenekon’dan Çıkış (Nevruz), Türklerin 400 yıl süre ile kaldıkları Ergenekon vadisinde “Türk Cihan Hâkimiyetinin Millî ve İnsanî Esaslarını” benliklerin­de oluşturarak Turan ülküsünü gerçekleştirmek için yeniden cihana yayıldıkları kutlu bir bayram günüdür.

Dünya üzerinde 12 milyon km karelik engin vatan topraklarında bugün asgari üç yüz milyon civarında nüfusa, 7 bağımsız devlete, onlarca özerk ve yarı özerk devlete sahip yaşayan Türk topluluklarının her birinin vatanlarında millî bayramları farklı günlerde kutlanır­ken Müslüman olan Türk toplulukları arasında Kurban ve Ramazan Bayramları ortak olarak kutlanır.

Dünya Türklüğünün de aynı günde kutladığı tek or­tak bayramımız, Miladi 21 Mart, Rumi 9 Marta rastla­yan, Güneşin Koç Burcu’na girdiği, gece ve gündüzün eşit olduğu gün dönümü günü Türkler arasında Erkin Kün Bayramı diğer adıyla Nevruz olarak kutlanmak­tadır.

[ERGENE KON = ERKİN KÜN] MÜ?

Erkin kün nedir? Bu konuda son yıllarda yapıl­mış en ciddi araştırmalardan biri Prof. Dr. Dursun Yıldırım’ın [ERGENE KON = ERKİN KÜN] MÜ? adlı makalesidir. Yaşayan Türk Lehçe ve Şivelerin­de “erksözü “kudret, iktidar, saltanat ve buyru­ğu geçerli, gücü yeterli” olarak geçmekte, fizikte de kuvvet anlamında bir terim olarak kullanılmaktadır. Erk’ten türemiş olduğu açıkça anlaşılan “erkin” sözü ise lehçelerimizde “erkinlik, erkindik” olarak hürriyet anlamında kullanılmaktadır. Erkinlik, Türkiye Türk­çesi Derleme Sözlüğü’nde özgürlük anlamıyla, “ser­best bırakmak” olarak yer almıştır. Kazak Türklerinin Ulttık En Uranı’nda (millî marş) “erkindik kıranı şarıkta” (özgürlük kartalı gökyüzünde, tepede) şek­linde kullanılmıştır. “Erkin Kün” yapı bakımından bir sıfat tamlamasıdır. Anlamının “özgür gün”, “özgür­lük günü” kurtuluş günü, dünyaya yayılma ve Türk hâkimiyetinin başladığı gün olduğu açıkça anlaşıl­maktadır. Erkin Kün, müstensihler ve tarihçi Reşided­din tarafından Ergene Kon olarak yanlış kaydedilmiş ve bu yanlış şekil bu güne kadar sürüp gelmiştir. Erkin Kün’ün M.Ö. 2637 yılında gerçekleştiği tarihî araştır­malarla ortaya çıkmış olup 21 Mart 2016 tarihi, Erkin Kün’ün 4653. yılıdır.

Bu bayramın diğer adı 5000 yıllık bir gelene­ğe dayanan Nevruz bayramıdır.

Yılın başlangıcı olan bu günün adı (nev+yeni+ruz=gün>nevruz=yeni gün) “yeni gün” anlamında Farsçadan alınmış bir sözdür.

Nev kelimesi (İng: Newyork, Neworleans, Rusça: Novgorod, Sogodca: Nacısarıyz, Ermenice: Novasorci, Çuvaş Türkçesi Noras-oyake ve Türkiye Türkçesinde Nevşehir isimlerinde yaşamaktadır. Bu bayram, bu­günkü Türk topluluklarında Nevruz, Noruz, Navrız, Ergenekon, Bozkurt, Çağan Yeni Gün Ulusun Ulu Günü isimleriyle kutlanmaktadır. Bütün Türk toplu­luklarında baharın gelişiyle yapılan diğer bir tören ise karaların koruyucusu Hz. Hızır ile denizlerin koruyu­cusu Hz. İlyas’ın buluştukları 6 Mayıs günü kutlanan Hıdırellez inancıdır.

Bütün Türk toplulukları, baharın gelişiyle tabiatın canlanmasını Nevruz gününü Erkin Kün destanında anlatılan destani motiflerle birleştirerek kutlamış, bu­gün de kutlamaktadır.

Anadolu Beylikleri’nde Selçuklu ve Osmanlılarda Nevruz, Nevruz-ı Sultani, Sultan Navrız adlarıyla kut­lanmıştır.

Çin yıllıklarının anlattığına göre Türkler Ötüken’de al, yeşil ve sarı elbiseler ve flamalarla örs üzerinde de­mir döverek bayram yaparlardı. Güneşin Koç Burcu’na girdiği gün 21 Mart günü bütün Türk dünyasında Ergenekon’dan çıkış günü yeni gün, kutlu gün, kuv­vetli gün olarak kutlanır. Türkler insanın hamurunun yoğrulduğu günü, Hz. Adem ile Havva’nın Cennet’ten kovulduktan sonra Arafat’ta yeniden buluştukları günü, Hz. Nuh’un gemiden çıktığı günü, Hz. Yusuf’un kuyudan çıktığı günü, Hz. Musa’nın Mısır’dan ayrıl­dığı günü ve daha birçok kutlu olayın Ergenekon’dan çıkış gününde yaşandığına inanırlar.

İSTİKLAL MARŞINDA ERGENOKON İZLERİ

On kıtalık, kırk bir mısralık İstiklâl Marşı’mız, arka arkaya açılan ve gittikçe nura yaklaşan on pencere­nin iç içe sıralandığı mübarek bir kader tüneli olup, ilk kıtalar, Ergenekon’a girişi; son kıtalar Erkin Kün’de çıkışı ifade etmektedir. İstiklâl Marşı’nın birinci kıta­sındaki şafak kelimesi, Arapçadaki anlamına göre ak­şam şafağı olarak “Memleketimin manzarası akşam aydınlığı gibi. Akşam aydınlığı kendisini geceye bırak­tığından, milletimin hayatına da gece mi hâkim olacak, bayrağım görünmez mi olacak diye korkma!” kullanıl­mıştır. Son kıtadaki şafak kelimesi ise Türkçedeki “sa­bah aydınlığı” anlamında kullanılarak geceden gündü­ze, karanlıktan aydınlığa çıkış ifade edilmiştir. Türkü yok etmek isteyen Mondros Mütarekesi, Sevr Antlaş­ması ve Anadolu’nun işgali Türkün adeta Ergenekon’a girişi, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Lozan Antlaşması da Türkün Ergenekon’dan çıkışı demektir.

Ergenekon Destanında geçen Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasını araştırıp yol bulalım. Göçüp Ergenekon’dan çıkalım. Ergenekon dışında kim bize dost olursa biz de onunla dost olalım, kim bize düşman olursa biz de onunla düşman olalım. Sözleri ise Sivas, Erzu­rum Kongreleri kararlarıyla İstiklâl Savaşımızı yapan TBMM kararlarını hatırlatmaktadır.

Özellikle üçüncü kıta, Ergenekon Destanı’nı man­zum şekilde övünme ve gururlanma penceresi olarak anlatmakta, Ergenekon’dan çıkışı haykırılmaktadır.

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım

Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım

Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım! “

NEVRUZ HAZIRLIĞI

Türk dünyasında Nevruz’u karşılamak için çe­şitli hazırlıklar yapılır. Etraf Türk renkleriyle süsle­nir.

Nevruz gününden iki hafta önce büyük bir tabağa yedi çeşit taneli bitki tohumu (Arpa, buğday, susam, darı, nohut, mısır, pirinç.) yedi sıra ile dikilip çimlen­dirilir. Bunların çimlenme durumuna göre o yılki mah­sulün nasıl olacağına dair söylemlerde bulunurlar.

Nevruz sümeleği, Köje yemeği pişirilir. Yedi taneli yiyecekten yapılan yemek. Bizdeki keşkek. Yalvaç ci­varında bu yemek keşkek adıyla bilinmektedir.

Kabarmış toprağa su dökülerek bir yıl boyunca top­rakta su ve nemin yeterli olması istenmiş olunur.

Nevruz renkleri Türk renkleridir:

Sarı, yeşil, kırmızı renkler, Türk milletinin renkle­ridir. Türk milleti renklere farklı anlamlar yüklemiştir. Yeşil, İslamiyet’in, baharın, bereketin bolluğun rengi­dir. Kırmızı güçlülük, sarı da hu­zurlu hâkimiyet demektir.

Sarı: Güneşin doğuşu sırasında doğunun rengidir. Kırmızı: güneşin batışının ve Batı Türklüğünün rengi­dir. Sovyet arkeologu Kelev, 1935 yılında açtığı Gök­türk mezarında sarı, yeşil, kırmızı renklerden oluşan üç kat kefen bulmuştur. Selçuklu hakanları Tuğrul Bey’in, Sultan Alp Arslan’ın ve Melikşah’ın ordula­rında, Osmanlıların özel forslarında, Mahmut Şevket Paşa’nın birliklerinde sarı, kırmızı, yeşil bayraklar var. Sultan Reşat’ın Atatürk’e verdiği liyakat madalyasına sarı, yeşil ve kırmızı renkli şeritler bağlıdır.

Nevruz’da Kökpar, (gökbörü oyunu), kız kuvuv, (kızın erkeği kovalaması), böyge, (at yarışları), kılıç sallama, cirit, avdorispak (at üzerinde güreş), çevgan, güreş, yamba kapma, deve oyunu, koskosa (kise) oyu­nu gibi oyunlar oynanır.

Karakalpak Türklerinde Nevruz üç gün devam eder. Kırımda Nevruz, Nevrez adı altında Gündönümü ola­rak, Batı Trakya Türklerinde Mevris adıyla kutlanır.

Nevruz’u coşkun bir şekilde kutlayanlar, Türk coğrafyasında en geniş topraklara sahip olan Ka­zak Türkleridir. Çok eskiden beri kutladıkları Erkin Kün=Nevruz Bayramı’nı çoşkun bir şekilde kutla­dıklarını Kazakistan Hoca Ahmet Yesevi Türk Kazak Üniversitesinde görev yaptığım 1995’te Kazakistan’ın başkenti Almatı’da 1996 yılında da Özbekistan’ın baş­kenti Taşkent’te gördüm.

21 Navruz günü, yeryüzüne iyiliğin geldiği yeşilliklerin canlandığı ulustın un ulı küni keldi diye­rek coşkuyla kutlarlar. 21 Mart gecesine Kıdır gecesi, Hızır gecesi adı verilmiştir. Bu gecede yemek kapları­na yıl yağışlı olsun diye süt, ayran kımız, pınar suyu… bereket dolu olsun diye taneli yiyecekler buğday, arpa, darı, mısır doldurulur. Köyün genç kızları süt sağımı­nın en sonunu pişirip, uyku açar adını verdikleri yeme­ği delikanlılara ikram edip karşılığında delikanlılardan ayna tarak, esans gibi hediyeleri alırlar. 21 Mart gece yarısı köyün gençleri kukla bir tayın üzerine bağladık­ları kukla ile bütün hayvanları ürküterek ses çıkartarak halkın uyanmasını ve Nevruz’un hep birlikte karşılan­masını isterler. Gündüz kırlara ağaç dikmeye gidilir. Güzel, etkili dualar edilir, küsler barıştırılır, atasözleri gençlere söylenir, öğrenmeleri istenir. Nevruz temiz bir eve girerse o ev hastalıklardan her türlü beladan korunur düşüncesiyle temizlenip en yeni kıyafetlerini o gün giyerler.

Anadolu’da Erkin Kün / Nevruz Bayramı:

Millî birlik ve beraberliği sağlaması bakımından Nevruz’un Türk kültüründe büyük önemi ve yeri var­dır.

Bu günü Nizamü’l-mülk, Selçuklu Devlet hayatı­na mal etmiş, bu günün mali yıl başı olması gelene­ği Osmanlılarda da devam etmiştir. Sultan-ı Nevruz, Nevruz Sultan, Mart Bozumu ve Mart Dokuzu adları altında yapılmaktadır.

Şimdi Eylül ayının ilk haftasında Söğüt’te yapılan Ertuğrul Gazi’yi Anma Şenlikleri Abdülhamit Han zamanında Nevruz günü Yörük Bayramı adı altında ya­pılırdı. Mersin’in Silifke ilçesindeki Yörük köylerinde, İzmir’in Bornova ilçesinin Naldöken köyünde Tahtacı Türkmenleri arasında “Mart dokuzundan sonra dağlar misafir alır” sözüne uyularak dağlara çıkılarak, Hz. Hüseyin’in doğum günü olarak da Nevruz kutlanır.

Nevruz günü akraba ziyaretleri yapılır, bayramla­şılır, mezarlıklar ziyaret edilir, küskünler barışır, mey­danlarda âşıklar şiirlerini söylerler. Nevruziye adı ve­rilen şiirler okunur.

Nevruz günü Berat Gecesi gibi herkesin yıllık rızkı ve mukadderatı tayin olunur inancı vardır.

Nevruz dostluğun, iyiliğin kardeşliğin bayramı olup 12 milyon km karelik geniş Türk coğrafyasında yaşayan Türkleri birbirine bağlayan, kenetleyen kay­naştıran Türk örf, anane ve adetlerinin sergilendiği bir bayramdır. Nevruz=Erkin Kün (Ergenekon) bayram­ları Türk milleti var oldukça yaşanıp kutlanacaktır.

Türk Ergenekon Bayramının Türk Dünyasında coş­kun şekilde kutlamanın öncülüğünü, merhum Prof. Dr. Turan YAZGAN ve kurduğu Türk Dünyası Araştırma­ları Vakfı yapmış ve yapmaya devam etmektedir.

*İstanbul Yeni Yüz Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Dili Ana Bilim Dalı

Prof. Dr. Metin Karaörs

Kızılay Web Banner 950X100