Gündem

Vefa & Veda

By  | 

Vefa & Veda

‘Vefa yalnızca İstanbul’da bir semt adı değildir’ klişe olan bu cümle en çok da Leyla ile Mecnun dizisinde ki Erdal Bakkalın ağzına yakışıyordu. Daha cümle bitmeden lafı ağzına sıkıştırıyorlardı. Ancak klişe de olsa Vefa yalnızca semt adı değildi. TDK sözlüğünde ki anlamına bakmadım zira bazı sözlerin anlamlarının satırda değil, sadırda yazdığına inanırım ve belki de bu cümlelerin başında vefa geliyor. Neden Vefayı yazdığıma ya da yazmaya çalıştığıma gelince son zamanlarda en çok duyduğum cümle olduğunu belirtmek isterim. Dergiden arta kalan vakitlerde durmadan geziyorum. Oturduğum her yerde veya ziyaretine gittiğim herkeste hep aynı kelamları duyuyorum. Çok emeğim var üstünde diyen ustadan, onu ne zorluklarla okuttum diyen anne babaya, bir kez olsun baba oğul gibi olmadık çok isterdim onunla balık tutmayı, iki satır sohbet etmeyi diyen evlada, istese canımı verirdim diyen eşe veya sevgiliye kadar. Öyle yaşanmışlıklar, öyle derin hikâyeler var ki hani derler ya yazsam roman olur diye hakikaten öyle yazsalar veya yazsam roman olur.

Sizlere onlardan bir kolaj sunmak birkaç örnekle yazıyı süslemek, iyice duygusallaştırmak benzer anılarınızı zihninizde canlandırıp ne yazmış be adam dedirtmek değil amacım. Aslında bir amacım da yok. Bu satırları yazarken köşeye bir şeyler yazmak düşüncesi ile karalamaya başlarken nedense aklıma vefa konusu geldi. Şimdi sizde bu cümlelerle okuruna vefasızlık ediyorsun demeyin. Üzmek ve geçmişte yaşadığınız bir vefasızlığı hatırlamanızı istemiyorum, sade ve kolaya kaçmak da istemiyorum. Çünkü biliyorum herkesin vefadan muzdarip olduğunu, vefasızlığın vedaları getirdiğini ve bazen veda edenin vefasız diye anıldığını. Bu cümleler nereye gidecek diye bekleyenlerin düşüncelerini veda edip okuyanların mahzunluğunu, vefasız denilenlerin masumluğunu…