Kültür-Sanat

ustetik

By  | 

Uzak bir diyarda hüküm süren puslu mevsimlerin sardığı gözlem kulelerini aydınlatan solgun ışığı seçer gözlerin. Akşamın serinliğini henüz üzerine örtmüş dağ eteğinden mavi bir suyun aheste şırıltısı çalınır kulaklarına. Yamacın sinesinde yetişen kekiklerin pastel tonda süslediği makilerin arasında bir kayanın kenarına konuşlanmış, toprağı teninde hissedersin. Gecenin ilerleyen saatlerinde hava giderek soğurken, feri sönüverecekmiş gibi görünen o ırak kulelerdeki ateşin oluşturduğu gölgeleri ve onların etrafında dönen sohbetleri hayale dalarsın. Bir şeyi hep merak edersin: O ateşin sıcaklığını. İşte bu merak, böylesi bir bilgiye erişme isteği; bir zaman gelir, aklında kol gezen bir ruha dönüşür.
O zaman geldiğinde, kaçmak yerine, bu ruhla iletişim kurmalısın; çünkü şeylerin özelliklerini bilmek, romantik duyuşların yoğunluğunu artıracak hatta çoğu zaman romantik çizgilerin üstünden iyice geçerek sana farkındalık katacaktır. Ancak kanımca böylesi bir bilginin öyle bir faydası vardır ki, hepsinden daha önemlidir: Farkındalık düzeyini artırarak zaman kaybını azaltmak.
Keats’in bu dünyadan ayrıldığı, Goethe’nin Genç Werther’in Acıları’nı kaleme aldığı yaşa geldiğimde; uzak kulelerdeki o ateşin yıllarca peşine düşmüş biri olarak, sanatla aramdaki ilişkinin gönül eğlendirmekten ziyade kendimi gerçekleştirmenin yegane parçası olduğunun daha keskin idrakiyle dolu uyandığım günlerin birinde bu kitabı oluşturmaya karar verdim. O ateşe dair farkındalığımın artmasıyla içimde, Horatius’un meşhur deyişini duyar oldum. Bu uğurda, son beş seneye yayılan işlerimin bazılarını bir araya getirdim. Hayatım boyunca beni en çok etkileyen yazarların edebiyat tarihindeki dostluk kervanına katılarak kendimi onlara biraz daha yakın hissedebilmek için, cılız eşeğime ‘deh!’ dedim. Dilerim, kervandakiler; eşeğime ünleyişimi eserimin sıfatı yaparlar.
Kitaptaki kısımlar ve içerikleri şöyle:
Ürperde: bazı şiirler. Tuvans: Azerbaycan, Kazak, Kırgız, Uygur, Özbek, Başkurt, Tatar, Türkmen ve Tuva Türkçelerinde birer şiir. Albonika: Abazaca, Adıgece, Gagavuz Türkçesi, Batı Ermenicesi, Hemşince, Ladino, Lazca ve Zazaca birer şiir. Çeviri: Albonika’nın çevirisi. Ustetik: edebiyatı matematik, geometri, kimya, coğrafya, tarih, paleografi, müzik, dokumacılık gibi alanlarla birleştirdiğim şiirler.
Kitabın sonunda Çözümlemeler, Sözlükçe, Oynadığım Bazı Felsefi Terimler ve Kaynakça yer alıyor. Oynadığım Bazı Fesefi Terimler, çeşitli konularda türettiğim 400 kadar Türkçe kelimeden oluşuyor.