Göze Çarpanlar

Sevmek İnsanın En Büyük Acısıymış Meğer

By  | 

Ben Esra Gençer Şehit Özgür Gençer’in eşi ve iki çocuk annesiyim. Sizinle eşimin şehit olmadan önce ki ve şahadet zamanında ki yaşadıklarımı ve duygularımı paylaşmak istiyorum…

Eşim Özgür Gençer 31 yaşında, esnaf evli iki çocuk babasıydı. Yüreği güzel, masum ve bir o kadarda yiğitti. Önceliği bizlere iyi bir gelecek ve yaşantı sunabilmek olduğundan gece gündüz demeden çalışıp çabalardı. Aslında varlığında iken başlamıştı bizim hasretimiz…

15 Temmuz olaylarından kısa bir süre önce bir konuşmamızda ona bu memleketin hali ne olacak diye sorduğumda bana savaş çıkarsa ilk ben çıkarım demişti ve öyle de oldu.

15 Temmuz 2016 Cuma sabahı onu işe uğurladım kim derdi ki son kez uğurlayacağımı… O gün bende daha önce yaşamadığım bir halsizlik vardı.  Çocuklarımla bile düzgün ilgilenememiştim.  Eşim kendini geliştirmek adına İngilizce kursuna gidiyordu, o gün de iş çıkışı kursa gidecekti. Beni aradı, hal hatır sordu bende üzerimde bir ağırlık olduğunu belirttim bana dinlen yorma kendi ben kursa gidiyorum görüşürüz diyerek kapattı.

Saat 21:15 sıralarında yorgun olduğum için çocukları biraz erken yatırdım. Telefon çaldı arayan eşimdi. Sesi oldukça telaşlı bir şekilde ne yapıyorsun dedi çocukları yatırdım dinlencem dedim. Bana haberlere bak darbe oluyor, ben kurstan çıktım yollar çok kalabalık geçebilirsem arkadaşların yanına gideceğim duruma bakıp ona göre hareket edeceğim dedi.

O sıra evimizin yakınlarından f-16 jetler ve helikopterler alçak uçuş yaparak korku veriyorlardı. Rabbim çocuklarıma öyle bir uyku vermiş ki uyanmıyorlardı o seslere.

Saatler gece yarısını gösterdiğinde eşim sosyal medyadan

“Vatanımızı Koruma Vakti Uyumayınnnn” diyerek bir paylaşım yapınca haberim oldu meydanlara indiğinden. Üzerime çöken ağırlık hala daha devam ettiği için rüya gibi geliyordu yaşananlar…

Saat 03:10 sularında beni arayarak acıktığını ve bir şeyler hazırlamamı istedi eve geldi.  Ancak yüzü elma sarısı gibiydi, ben geldiği için Rabbime şükrettim sarıldım, ama o gayet soğukkanlıydı. Telefonunu şarja taktı ve yemeğini TV karşısında yemeğe başladı. O sırada sordum olup biteni fazla bir şey anlatmadı. Yemeğini yedi ve ben tekrar gideceğim duramıyorum evde dedi, gitme desem de aklına koymuştu, vazgeçirmem mümkün değildi. Sen ben gitme kim gidecek vatan için çocuklarım için gideceğim dedi. Madem gideceksin yaralananlar olmuş gel karnına koruma olarak çelik koruma saralım dedim, tebessüm etti o mu koruyacak beni vadem yeterse başka yerimden vurularak ölürüm dedi. Peki o zaman abdest al git dedim tamam dedi ve hiç yapmadığım bir şeyi yaptım abdest alırken yalnız bırakmadım sanki içimize ayrılık doğmuş gibiydi. Bana derin sevgi dolu gözleri ile bakıp alnıma bir öpücük kondurdu, ben de onu öptüm ve son kez evimizin kapısından çıkıp gitti.

Aradan bir saat geçti aradım tekrar ne yaptın diye sordum, yeni vardım ses bombaları atıyorlar korkutmak amaçlı bir şey yok sen yat ben geleceğim dedi.  Saat 06:00 sıralarında kanepe üzerinde uyuya kalmıştım o saatlerde arkadaşımdan mesaj geldi eşimin gittiğini biliyordu. Haber var mı bomba atıldı dedi yok deyip eşimi defalarca aradım ancak cevap alamıyordum. Oysa eşim hemen açıyordu telefonu ama açan olmadı daha sonra hastaneye taşıdıklarını ve ağır yaralı olduğunu öğrendim…

Hastaneye gittiğim de öğrenmiştim onu kaybettiğimi…

Morgun olduğu zemine götürdüler beni ama ben hala inanmıyordum o değildir diye teselli ediyordum kendimi etrafım da feryat eden aileler eşler vardı. Eşimi soğuk çekmeceye koymuşlar,  bana göstermek için çıkarttılar evden yolladığım şekilde kıyafetleri ile yatıyordu bedenine dokundum soğumamış ılıktı son kez ılık bedenine dokunmuştum… Gözyaşlarımı, feryatlarımı içime akıttım ona zarar vermeyi istemedim.

Onu son kez görmek nasip olmuştu,  veda öpücüğünde gözün arkada kalmasın emanetlerine çok iyi bakacağım diye söz verdim…

O gün den sonra yaşamanın tadı yok ve hayat zindan gibi geliyordu, yaşıyordum ama sanki bir şeyler eksikti, önceliğim hep eşim olmuştu değer verdiğimi hissettiriyordum.

Daha önceleri gözümde önemli ne varsa hepsinin boş olduğunu ve gereksiz olduğunu hissettim çünkü ben bir daha geri gelmeyecek bir hazinemi kıymetlimi kaybettim.

Onsuz yaşayamam diyordum ama zaman çok şey öğretiyormuş insana onsuz yaşayabileceğimi…

Şu an ne varsa beraber yapmaya yetişemediği yokluğunda hepsini birer birer gerçekleştiriyorum yani ben eşimin hayatta iken etmiş olduğu dualarının “âmin”lerini yaşıyorum…

Yolum yoldaşımdın şimdi ise gururum oldun…