Röportaj

Onur Akın ve Rubato

By  | 

Onur Akın

Rubato ile düetinizi soralım önce bu fikir nasıl ortaya çıktı, teklif
kimden geldi?

Kendi alanında, tarzlarında başarı sağlamış yorumcu arkadaşlarla ve gruplarla düet yapma düşüncem vardı. Bu beste ortaya çıkınca aklıma gelen tek isim Rubato oldu. Tarzlarına çok uygun olduğunu düşündüm ve teklif ettim. Onlar da kabul ettiler. İçimize sinen bir çalışma ortaya çıktı. Sonuçtan çok memnunum. Gelen tepkiler beni fazlasıyla mutlu ediyor.

Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz?

Pandemi sürecini bütün insanlar gibi evimde izole bir şekilde geçirdim. Bu süreçte insanlara moral olsun diye, sanatın iyileştirici gücüne sığınarak sosyal medyamdan canlı yayın, sohbet ve dinletiler yaptım. Bu arada yeni besteler yaptım ve yapmaya devam ediyorum. Mecbur kalmadıkça kalabalık ortamlardan uzak duruyorum. Cam cama değil de can cana konser yapmayı ben de diğer sanatçı dostlarım gibi çok özledim.
Son yıllarda popülerliğini arttıran farklı müzik türleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce türküler yeni nesile doğru aktarılıyor mu?

Rap müzikte bir yükseliş görüyorum. Hem üretim hem dinlenme potansiyeli açısından bu tarzın da kaliteli olanlarını seviyorum ve zaman zaman da dinliyorum. Türküler bizim özümüz ve mayamız. Zamana, yüzyıllara direnerek dilden dile söylenerek bugünlere kadar gelmiş tek müzik tarzı ve kültürel mirasımızdır. Yeni nesile doğru çalışmalarla aktaranlar her zaman olmuştur ve olacaktır. Bu coğrafyada yaşayıp türkülerden uzak kalmak bence mümkün değil.
31 yıl… Onlarca şarkı ve binlerce konser… Şöyle bir geriye bakıp düşündüğünüzde neler hissediyorsunuz? Unutmadığınız anları, konserleri belki hayal kırıklıklarınızı anlatır mısınız?

Yüzlerce beste, onlarca albüm ve binlerce canlı konser yaptım. Milyonlarca insanın hem albümlerimle hem de konserlerimle yüreklerine dokunmaya çalıştım. Sanırım bunu başardım da çünkü, bunca yıl bu ülkenin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine konser vermediğim şehir kalmadı. İlçe de çok azdır… Hiçbir yerde hiçbir zaman dinleyicim beni yalnız bırakmadı. Şarkılarımı konserlerimde on binlerce insan halk korosu şeklinde hep bir ağızdan söyledi ve söylüyor… Bu yüzden bir besteci ve yorumcu sanatçı olarak şanslı ve mutluyum. Hayal kırıklığım olmadı. Şarkılarımla insanların yaşadığı aşkları, sevinçleri, mutlulukları, hüzünleri yani anılarını anlatsam ciddi bir kitap olur.
İstanbul dergisi olarak İstanbul’u sormak isteriz, İstanbul’da favori mekânlarınız, gitmeyi sevdiğiniz yerler nerelerdir? Neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Ben 3 aylıkken öğretmen olan babamın tayini nedeniyle gözümü İstanbul Paşabahçe’de açtım. Yani tam anlamıyla bir İstanbul, boğaz çocuğuyum. Yaşamımdaki en önemli değişimler, dönüşümler, kararlar, sevinçler, hüzünler, mutluluklar anılarımın tamamına yakını İstanbul’da yaşanmıştır ve ona dairdir. Yakın dönemde İzmir’e yerleşsem de ben İstanbul’da İstanbul bende yaşamaya devam ediyor ve edecektir. Boğazın her iki yakasını da çok severim ve oradaki sevdiğim mekanlarda dostlarımla denize nazır bir masada yiyip içip sohbetin ve muhabbetin derinlerine inmek bana her zaman mutluluk verir. Kadıköy’ü ve Taksim’i çok özel severim.
İlerleyen süreçte farklı düetler düşünüyor musunuz?

Bundan sonra da hem yeni bestelerim hem de klasikleşmiş eski şarkılarımla düetler yapmaya devam edeceğim. Çünkü bu tarz deneysel çalışmalar müziğe renk katıyor, dinlenmeyi daha keyifli hale getiriyor.

 

Rubato 

Öncelikle ‘Ağlayınca Balıklar’ şarkısının hikâyesini dinlemek isteriz?
Nasıl oldu bir araya geldiniz?

Onur (Akın) ağabey bizi aradı. Bir şarkısının olduğunu ve beraber çalınca çok iyi tınlayacağına inandığını söyledi. Biz de şarkıyı dinleyince çok beğendik ve hemen çalışmalara koyulduk. Sonuç olarak hepimizin içine sinen, güzel bir eser oldu.

Başta Sezen Aksu olmak üzere onlarca sanatçıyla çalıştınız, Onur Akın’la
çalışmak nasıldı?

Onur Akın ile bu ilk çalışmamız değil eski albümlerinde de enstrümanist olarak katkıda bulunmuştuk. Dolayısıyla dostluğumuz uzun yıllardır devam ediyor ve bu dostluk sayesinde bu çalışma ortaya çıktı.

Şüphesiz bunda yeniden hayat verdiğiniz eserlerin payı büyük. Bu sebeple
de sizi hep efkârlı şarkılarla anımsıyoruz. Efkârlı adamlar mısınız ve hareketli bir albüm yapmayı da düşünür müsünüz?

‘Efkârlı adamlarız’ diyebiliriz. Yaşadığımız coğrafyanın efkâr yükü çoktur. Acılar, bu topraklardan hiç eksik olmamıştır. Biz de bu duygularla büyüdük, geliştik ve efkârımız herkeste olduğu kadar. Fakat konserlerimizde efkârlandığımız kadar neşelendiriyoruz da. Hareketli şarkılardan oluşan bir albüm bize uzak olsa da albüm repertuarlarımızda birkaç tane olmak şartı ile hareketli şarkılar da seçiyoruz. Tabii gelecekte ne olur bilemeyiz.

Pandemi süreci nasıl geçti, konuyla ilgili neler düşünüyorsunuz?

Biz de herkes gibi kendimiz ve ailelerimiz için endişelendik. Bu süreç ilk olarak bizim sektörü etkiledi. Ama biz mental olarak sağlıklı olmak adına müziğimize sığındık ve üretmeye devam ettik.

Yeni ve daha dijitale yönelik projeler olacak mı?

Yeni bir albüm çalışması içerisindeyiz. Çok farklı bir albüm hazırlıyoruz. Bizi sevenlere iyi gelmek ve kalplerine dokunmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Sevenlerimize çok yakında sürprizlerimiz var.

 

Yıllarca birbirinden değerli sanatçılarla çalıştıktan sonra Rubato ismi ile bir araya gelen, Bir, İki ve Üç adlı şahane albümlerin altına imza atan grup bu kez usta sanatçı Onur Akın’la birlikte ‘Ağlayınca Balıklar’ adlı esere imzasını attı. Rubato’yla bir araya gelerek hem yeni eserin hikayesini hem de sanat yaşamlarını ve yeni albüm çalışmalarını konuştuk.

 

Şimdi de efkarlı sesleriyle siz üniversitelilere sesleniyorlar.