Yaşam

Memleket Hikayeleri Sosyal Medya

By  | 

Bülent Ortaçgil’in şarkısında dediği gibi; “Herkes en doğruyu bilir
herkes uzman herkes rekortmen
öyle eminiz ki yolumuzdan
ister haydut ister centilmen…” tam olarak sosyal medya tarifi bu dizeler…

Dünyaya bir daha mı geleceğim sorusunun el âlem görsün mottosuyla harmanlanmış hali sosyal medya. Yediklerimiz, içtiklerimiz,  giydiklerimiz,  gezdiklerimiz ve elbette görüşlerimiz her şey paylaşımda.  Duyar kasmaya da gerek yok zira hepimiz yaptığımızdan, beylik cümlelerin bir anlamı yok şu durumda. Meşhur ifadeyle hiç bir şey olmasa da bir şey oldu bize… Biz derken inşallah biz kalabildik de gelelim sosyal medyaya öncelikle bu konuda bilgilenme açısından sevgili ağabeyim, dostum Said Ercan’ın yeni çıkan ‘Dijitalizm’ kitabını naçizane herkese tavsiye ederim. Kitap sosyal medya kılavuzluğunun ötesinde dijital dünyayı, teknolojik yenilikleri ve dünyanın, bununla beraber insanın dijital evrimleşmesini anlamak açısından rehber niteliğinde.

Sosyal medyaya gelecek olursak görgüsüzler bir tarafa vaziyet artık bir terapi görevi görüyor gibi fakir zenginliğin, söyleyecek sözü olan görüşlerini paylaşmanın,  ihtiyar gençliğin,  çirkin güzelliğin veya yakışıklılığın,  asosyal çevre edinmenin  sahte mutluluğunu yaşıyor.  Hepimiz aklımıza gelmese de,  istemeden de olsa yaptığımız paylaşımlarla olmadıklarımızın tadını çıkarıyoruz.  Bu geçici bir mutluluk, haz olsa da teselli görevi gördüğünden faydalı sayılabilir.  İşte tam bu noktada paylaşımlardan gençler ve kendini genç hissedenlerle, yaşlılar ve yaşlı hissedenler ayrımı göze çarpıyor. Böyle bir kanıya varmamın asıl sebebine gelecek olursak, son dönemde herkesin diline pelesenk olmuş kutuplaşmanın asıl bu konuda olduğunu düşünüyorum. Zira siyasi kutuplaşmalar her ne kadar siyasetçilerimiz tarafından sürekli körüklense de birlik duygumuzu hiçbir zaman kaybetmediğimiz için geçici olduğunu ve trol ordusu haricinde milletimizin gerçekten olaylara ferasetle baktığını düşünüyorum. Ancak genç ve genç hissedenler ile yaşlı ve yaşlı hissedenler arasında sosyal medyanın sağladığı fikir paylaşımı sebebiyle arada ciddi anlamda bir uçurum olduğunu ve bu kutuplaşmanın artarak devam edeceğini ön görüyorum.

Paylaşımlarda gördüğüm genç olanlar hayatı yaşamada her konuda bir adım öne çıkarken diğerleri ise çoğunlukla kuru gürültü oluşturmaktan  öte gidemiyor.  Gençler yaşı ne olursa olsun genç olanlar parasız dahi olsa dünya turuna,  Türkiye turuna veya en basit haliyle şehir turuna çıkarken yaşlı grup saksı gibi olduğu yerden paylaşımlar yapıyor. Gençler İlber Ortaylı hocanın tavsiyesini dinleyerek mobilya almak yerine yurt dışına çıkarken, yaşlıların dünyalık derdi bitmiyor. Gençler bir konuda kaynak verirken yaşlı grup filancanın olmayan sözünü paylaşmakla meşgul. Yine siyasi konularda gençler içinden geldiği gibi bilgili, özgürce yazarken yaşlı olanlar ezber kalıplarla, sloganlarla paylaşımlar yapıyor. Velhasıl bu iki grup karşı karşıya gelince de seyreyle gümbürtüyü fikirlerle doğmalar, bilgiyle slogan elbette ortak bir kanaate varmıyor. Haliyle de gençler kazansa da yaşlıların fazlalığı dolayısıyla araya ötekileştirme giriyor, kutuplaşma oluyor. Sonuç derseniz elbette gençler kazacak ancak iyi örnekler fazla olsa da nasıl gençler kazacak işte orası asıl mesele…