Yaşam

Memleket Hikayeleri – İşsizlik

By  | 

 

İnsan yaşamı bizim memlekette ortalama 70 yıl. Bunun ortalama üçte biri uyuyarak, üçte biri çocukluk ve yaşlılık evresinde kalanı ise çalışmakla geçiyor. Zaten günlük trafik, banyo, yemek vs gibi şeyleri de eklersek topu topu on yıl yaşıyoruz. Tabi buna yaşamak denirse! 10 yıl, hadi yaşamsal fonksiyonları da dahil edelim 20 yıllık ömrümüze toplumsal baskı ile minimum bir ev, bir araba sığdırmalı varsa çocuklarımıza daha güzel bir gelecek bırakmalıyız. Tüm bunlar içinde aralıksız çalışmak zorundayız. Her şeyi, yaşam zorluklarını çoğumuzun ömrünü sadece bir ev ve bir araba alabilmek için geçirdiğini, Avrupa ile kıyas edince ne kadar zor şartlarda çalıştığımızdan falan geçtim. Tabi utmadan  Avrupalının 5 birim paraya yediği antrikotu sen 80 birim paraya, onun 15000 birim paraya bir yılda asgari ücretle aldığı arabayı sen 150000 birim paraya on yıl da biriktirerek alsan da öyle yada böyle geçiyor bu yıllar. Onlardan biraz fazla çalışıp biraz az kazansan da böyle gelmiş böyle gider diyip mutlu mesut yaşıyorsun bir işin varsa… Peki ya işsizsen…

 

İşsizlik almış başını gidiyor ve acilen önlem alınmalı diyen siyasetçinin aylık gelirinin kat be kat altında yaşayan işsizin dramı ve işsizlik var diye işinden olmamak için var gücüyle çalışan işçinin dramı simit, çay hesabının çok ötesinde…

 

İşsizliği en iyi bilene sormalı aslında yani neredeyse hepimize… Memleketin gençlerinin dörtte biri işsiz, meşhur rakamlara göre… Orta yaş işsizleri ise hepten umutsuz birde ömrünü çalışmakla geçirmiş emekliliği beklerken işsiz kalanlar var. Bırakın sağı solu, siyasi görüşleri bir kenara geceleri uyuyamadığınız dönemleri hatırlayın. İşsizlik eş dost, akraba içine çıkamamak demektir. Ne iş yapıyorsun sorusuna cevap verememek, verdiğin zaman da alaycı bakışlara maruz kalmak, yokluğun dibini yaşarken bir de sessizliğe bürünmek kendi içinde kendinle savaş vermek demektir. Cebindekinin hesabını kuruşu kuruşuna yapmak, borçlanmak ve alacaklıdan kaçmak demektir. Velhasıl en acıklısı hayal kuramamanın ne demek olduğunu yaşayanlar bilecektir.

 

Türkiye antidepresan kullanımında nüfusa oranla dünyada neredeyse birinci sırada. Peki, sebebi ne sizce? Akıl vermek için bir şeyler yazacak pozisyonda değilim ancak sosyolojik olarak kopuyoruz birbirimizden ve her geçen gün yalnızlaşıyoruz. Diyorlar ya dış güçler, üst akıl bilmem ne diye eğer biri oyun kuruyorsa şayet bu konuda kuruyor oyunu, eğitim sisteminin içine ediyor mesela, üretime dayalı hiç bir şeye izin vermiyor mesela, mesela… Çok şey var yazılacak ancak ne burası yeri ne de ben o kadar cesaretliyim yazma konusunda malum elektrik faturası…

 

Üst perdeden konuşanı, akıl vereni, örnek göstereni çoktur bizim memleketin gel şu işin ucundan tut demez kimse ancak hep konuşur, boş konuşur. Yaralamaktan öte gitmez, ağır ağır kendine bile küstürür insanı moral vermeyi bile beceremez çoğu… Tüm bu süreçleri yaşayan biri olarak işsiz olup bu satırları okuyan herkese naçizane tavsiyemdir. Aradığınız şey sizi muhtemelen hiç bir zaman bulmayacaktır. Bir yerden başlayın artık ne olursa ve çok takmayın ölüm ötesinde hiç bir anlamı olmayacak şeyler için dünyada cehennemi yaşamayın. Dile kolay diyeceksiniz ama 25 yaşındaysanız gözünü bir kapatıp açtığınızda 35, 35 yaşında olan 45 yaşında olacaktır. Öyle yada böyle geçecektir. Siz siz olun kendinizden vazgeçmeyin… Hepinize kucak dolusu sevgilerimle, yürekten sarılıyorum.