Yaşam

Manifesto

By  | 

Manifesto

Manifestoyu yazarken her paragrafa ‘ben’ diye başladım sizden biri saydığım için kendimi. Benden ve biz’den olduğunuz gerekçesi ile… Lütfen okurken siz de “ben” diyerek okuyun.
Güncel hiç bir şeyden haberim yok
Son 8 yıldır televizyon izlemiyorum, dergi , gazete okuyup takip etmiyorum. Duyduklarımı bilmekten vazgeçeli epey olmuş. Son 8 yıldır aynı hayattayım ve izlenimlerim ve gözlemlerimde bir değişim olmadı. Benzer zulümler, cehalet yiğitle eşdeğer. Mutsuzluk elden ele şoföre doğru uzatılıyor, kimse üstü kalsın demeden değerinden çok bedele gereksiz bir yolculuk yapıyor.

Şişkolar hala şişko, zayıflar aynı açlıkla mücadelede.
Yazdıklarımı anlamayacak sefil ruhlar hala hayatta. Güncel dediğiniz şeye zaten her gün maruz kalıyorum.

Şarküteri daha az alkol satıyor, uyuşturucu kapılarımızdan içeri.
Terörü kafamızı yaparak besleyip, şehitlere üzünç kesiliyoruz, yeşil daha yeşil ile dans ederek.

Koyduğu alkol vergileri ile uyuşturucuyu sonsuz destekleyen bir devletin haberinin yapılmayacağı bir haber kanalını asla izlemeyeceğim.
Sevişmenin günah olduğunu yazan ahlakçı bir gazeteyi asla okumayacağım.

İlişkiler üzerine ahkam kesen kişisel gelişimci dergilere asla para verip sayfalarını onlardan daha kıymetli tükürüğümü parmağıma sürüp çevirmeyeceğim.

Bir örnek Aşk’ları destekleyen formülcülerin, bireyin şahsi isteklerini beraber olduğu kişinin şahsi istekleri ile kesiştirip özelleştirdiği aşkları olmadığı sürece fikirlerine saygı duymayacağım
Başka cinsel yönelimleri olduğunu kendinden ve tüm diğer insanlardan saklamak zorunda kalmış insanların acı çekerek yaşadığı teolojik çöplüğe düşmüş bir ülkenin hiçbir genelleme bilgisine tamah etmeyeceğim.

Filozof ‘un yazamadığı felsefe kitabını yaşamdan yakalayıp okuduğumda anormal sayıldığım bir toplumun insanlarına hümanist yaklaşmayacağım.
Ruhlarınızın çürük kokusu baktığım güzellikleri gölgeledikçe o gölgelerde dinlenmeyeceğim.
Kabul etmekten yoksun fikri zifir insansı varlıkların gittiği yerleri şenlendirmeyeceğim, akli dengesini güzellikle tartıp hakkaniyet arayan şenlikli hayatımla.
Kozalağın kapalı halinden açık hale dönüş sürecinde bu değişimi ve gelişimi, ateşe atıp kozalağı patlatarak sonlandıran tohumsuz beyinlerin beyinsizliğine en ucuz şarapla bile kadeh kaldırmayacağım

Ötekileştirmeye karşı duruş gösterip özerkliğe çanak tutan, tuttuğu ellerini tanrının eli sanan çelişkili varoluşuna kelebek kondurmayacağım eşek başlarının yüzüne bakıp kusmayacağım
Benim midemde safra değil kelebekler uçuşuyor

Sevgiye yaş, statü, etiket, cinsiyet ayarı çekip, belirtili ilişki tamlamaları yapanların belirtisiz niteliklerine zeytin yağı döküp üzerine çıkışlarına ekmek banmayacağım, kulaktan biber dolma bilgilerini lezzetlendirmeyeceğim. Pişirdiğiniz sözde aile yemeklerine kanola yağı bile çok…Tek başına lezzet katamadığınız hayatlarınızı adını telaffuz edemediğiniz soslarla lezzetlendirip aslında kösele yediğiniz güncel gündönümlerinizi ay ışığı görmeden bitirmenize acımayacağım.

Kendi başınıza yaratamadığınız mutluluğun sürümünü yükseltmek için sizi süründüren mutluluk haplarının düşüşlerinin müsebbibini yamacınızda ki insanlar sayıp onlara içinde debelendiğiniz çamurdan sıçratıp “sen çamurlusun” demenizi affetmeyeceğim.

Hiçbir kin, nefret, kızgınlık duygusuna tutunup kendimi sizin olduğunuz yere benzer gözükür hale gelmemek için çekmeyeceğim

“Boş ver” kelimesinin anlamını değiştirip boşluk kısmına sizi koyup elimin ulaştığı en uzak yere vereceğim hepsini.
Beni bir kafese koyup sahiplenilmem için dua ettiler, güya en çok sevenlerim, çocuklarını kendi kafeslerinden başkalarının kafeslerine teslim eden güya sevgili aileler, o çocuğun kendine ait bir rüyası olmasına bile müsaade etmediniz, sizin ve dünyanın yarattığı travma görselleri hepsi.
Aidiyet ve tahakküm ile inşa ettiğiniz her hapishane yıkılana dek birliğinize sevgi duymayacağım.

“Ama” diye başlayan her cümlenize intihar notu bırakacağım, insanlığınızın kendini astığını işaret eden…