Göze Çarpanlar

LOREENA MCKENNITT

By  | 

KELT MÜZİĞİNİ DÜNYAYA SEVDİREN SES

Sadece Kuzey ve Güney Amerika’da değil, Avrupa’da ve Avustralya’da da en çok satanlar arasına girmeyi başardığı albümleri ve mistik şarkılarıyla dünya çapında geniş bir kitleye seslenen Loreena McKennitt, 2018 yılında yayınladığı “Lost Souls” (Kayıp Ruhlar) albümünün dünya turnesi kapsamında İstanbul, Ankara ve İzmir’de hayranlarıyla buluşacak.

30 yılı aşan kariyerinde “Eklektik Kelt” müziğiyle dünya çapında 15 milyona yakın albüm satan ve “müzikli seyahat yazarı” olarak anılan Kanadalı şarkıcı ve besteci Pasion Turca organizasyonu ile 1 Temmuz’da Volkswagen Arena’da sahne alacak.

Büyüleyici kariyeri boyunca aralarında Kanada’nın en önemli müzik ödülü Juno’nun ve Billboard Uluslararası Başarı Ödülü’nün de yer aldığı sayısız ödüle layık görülen ve iki kez Grammy’e aday gösterilen Loreena McKennitt ile dergimiz için söyleştik.

30 yılı aşan başarılarla dolu bir kariyer sürüyorsunuz. Şöyle biraz başa dönecek olursak ilk konserinizi anımsıyor musunuz? Sahnede nasıl hissetmiştiniz?

Loreena McKennitt: İlk performansımı çok net hatırlamıyorum. Sanırım 5 yaşında falan olmalıyım. Piyano çalmaya başlamıştım ve resitallerim oluyordu. Ama performans işin sadece küçük bir kısmı. Başka müzisyenlerle, insanlarla çalıp söyleyince ve bunu bir ekip işine dönüştürünce ve elbette seyirciyi de bunun bir parçası haline getirince çok keyif alıyorum. Sahnede nasıl hissettiğime gelince… Her zaman biraz utangaçlığım oluyor, kalabalık önünde, çok büyük kitlelere şarkı söylemek hala biraz tuhaf hissettiriyor.

Peki, sahne stresiyle nasıl baş ediyorsunuz?  

Biraz çekingen olduğum ve kalabalık önünde olmayı yadırgadığım için bu duygumu bastırsın diye arkadaşlarımla oturuyormuşum ve bir müzik ziyafetini paylaşıyormuşum gibi düşünüyorum. Ziyafetteki birkaç lezzeti seveceklerini umarak…

Kelt müziğiyle karşılaşmanız nasıl oldu?

Loreena McKennitt: 1970’li yılların sonuna doğru Manitoba’da folk müzik çalan bir mekanda dinledim Kelt müziğini. Müzik beni ilk anda etkiledi ve ilk anda ben de muhakkak bu melodilerle iç içe olmalıyım diye düşündüm.

Kelt müziğini dünyaya tanıttınız. 4 kıtada 15 ülkede platin ve multi-platin satış rakamlarına ulaştınız ve eleştirmenlerden de övgü dolu sözler aldınız. Bu başarınızı neye borçlusunuz?

Loreena McKennitt: Bunu açıklamak benim için çok kolay değil çünkü birçok bileşeni var. Kelt müziğinin insanları etkisi altına alan bir yanı var. Beni de ilk anda cezbetmişti. İkinci olarak düzenlemeleri çok geleneksel bir yaklaşımla yapmıyorum. Klasik enstrümanların yanı sıra elektro-gitar, vurmalılar gibi modern enstrümanlar da kullanıyorum. Seyahatlerim sırasında aldığım etnik enstrümanları da kullanıyorum. Üçüncü olarak da sesimde duygusal bir şeffaflık olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden dinleyiciler samimi ve dokunaklı buluyorlar sanırım.

Peki, herkesin hayran olduğu Loreena McKennitt kimlere hayranlık duyar? Kimleri beğenir?

Loreena McKennitt: Başarılarından, yeteneklerinden, karakterlerinden ya da içgörülerinden dolayı beğenebileceğiniz çok kişi oluyor. Hepsini saymak mümkün değil ama birkaçını söyleyecek olursam… Nelson Mandela bunlardan biri mesela… Ya da 20. yüzyılda kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren tüm liderler… Bunun yanı sıra kibar, merhametli, inandıkları uğruna savaşan insanlara hayranlık duyuyorum. Müzik konusunda etkilendiğim isimler arasında ise Joni Mitchell, Simon ve Garfunkel, Gordon Lightfoot, Alan Stivell ve Planxty grubunu sayabilirim.

Hayata ve müziğe dair esin kaynaklarınız neler?

Loreena McKennitt: Doğa en büyük esin kaynağım ve onun bize öğretebileceği her şeyi özümsemeye, her şeyden ders almaya çalışıyorum. Türler arası bir bütünlük ve uyum içinde yaşamaya çabalıyorum, mümkün olduğunca daha az zarar vererek…

“Sacred Shabbat” ve “The Gates of Istanbul” şarkılarınızda İstanbul sevginizi hissediyoruz. Siz bu sevgiyi kendi kelimelerinizle nasıl anlatırsınız?

Bazı şehirler insanda çok farklı duygular uyandırıyor, kendinizi bir başka hissediyorsunuz, daha farklı bir yakınlık kuruyorsunuz. İstanbul o şehirlerden biri. Tabii bir şehri tam anlamıyla anlamak için daha fazla zaman geçirmeniz gerekir. Ben Kanada’da büyüdüğüm ve yetiştiğim için ülkelerle ilgili bilgimin, özellikle Doğu Avrupa ülkeleriyle ilgili bilgimin, ne kadar kısıtlı olduğunu fark ediyorum. Ve müzik kariyerim vasıtasıyla ülkelere yaptığım seyahatlerle bu açığı kapatmaya çabalıyorum. Çünkü tarihi, coğrafyayı ve farklı kültürleri özümsemezseniz tam anlamıyla bir dünya vatandaşı olabileceğinize inanmıyorum.

Son olarak, uzun bir aranın ardından 3 konserle İstanbul, Ankara ve İzmir’de müzikseverlerle buluşacaksınız. Konser öncesi duygularınızı paylaşır mısınız?

Loreena McKennitt: Sizlerle yeniden buluşacağım için çok mutlu ve heyecanlıyım. Türkiye ve ülkenin güzel insanlarıyla ilgili söylenecek çok şey var. Türkiye’ye zaman zaman seyahatlerim oluyor. Misafirperver karşılamalarınız, içtenliğiniz, alçak gönüllülüğünüz beni çok mutlu ediyor. Tarih ve kültür zenginliğinizden söz etmiyorum bile… Büyüleniyorum. Coğrafya olarak muazzam bir çeşitliliğe sahip, ülkenin her bölgesi başka güzel…