Göze Çarpanlar

Kendin ol

By  | 

Hayat dediğin hepimizin üç beş kelam edeceği, iki üç insan seveceği, âşık olacağı, hayvanları kucaklayacağı, çocukları saracağı, bir dünyada nefes almak değil miydi? Ya da biz mi abarttık, çoğalttık her şeyi…!

Etrafımız da ki her şey, her yer ve her insan olduğundan farklı olmak bir kural gibi yaşamaya başladı sanki, düşünsene her sokak birbirinin benzeri olmaya başladı. Herkesin burnu, saçı, gözü aynı bir farkı kalmadı insanların oysa doğduğun anda sana verilen seni güzel yapandı dimi ya da etrafına bak yediğin her şey aynı tadı vermeye başladı. Herkes aynılaştı ve bunu yaparken aynaya bakmayı unuttu…! Bence yeteri kadar ve ederi kadar yaşamalıyız bu hayatı, verilene şükretmek yaşamı çoğaltır. Hayattan zevk almak onu tadını çıkararak yaşamak zor olmasa gerek; içtiğin bir kahve kokusu, yediğin bir yemek, başını okşadığın bir kedi, minnak bir bahçen çiçeklerin belki de yetiştirdiğin saksı sebzelerin sana zevk vermeli. Sade yaşa mesela minimalist yaşam stilini hayatına adapte et. Daha az eşya, daha ferah bir yaşam sadece ihtiyacın olanla yaşamak. Lüks yerine ihtiyaçlarınıza odaklanın. Bir şey satın alırken, yerken ya da yaparken ‘gerçekten gerekli mi’ sorusunu sormayı alışkanlık haline getirin.

Kelimelerine dikkat et daha az kelime; daha dürüst, sade ve net olmak. Emin ol seni daha itinalı bir insan yapar. Yanında rahatsızlık duyduğunuz, yapmacık, size zarar veren ve olumsuz hissetmenize sebep olan insanlarla görüşmek zorunda olmadığınızı da unutmayın. Yani şu sıralar bir detoks yap hayatını, ruhunu arındır. Haaaa detoks deyince aklınıza hemen detoks çayları, bakımlar gelmesin. Bence insan ara sıra yüzüne, vücuduna yaptığı detokstan daha fazla içine, ruhuna, çevresine detoks yapıp arındırmalı hayatını. Sevmediğin, hoşlanmadığın ve sana zarar veren insanları çıkar hayatından.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki şu an insanların %80 ‘ni üretmek yerine tüketmeye alışır oldu ve hatta üretemediği gibi üretene de laf eder oldu. Biraz fark yaratarak bence artık tüketmek yerine üretemesek de deneyimlemeyi tercih etmeliyiz. Kimsenin seni yapmadığın veya yapamadığın şeyler için yargılamasına izin verme. Daha fazla like, daha fazla arkadaş ve daha fazla hırs seni köreltmesin. Kendin ol, gül, hisset yaşa, anda mısın bunu bir düşün. Kısacası aslında: Titri olmalı insanın,

Fikri olmalı,

Bir duruşu, bakışı olmalı hayata karşı.

Aslına bakarsanız her şey yerli yerinde olmalı…

Sevmenin de vazgeçmenin de bir adabı olmalı.

Yol da yürümenin de, yolda yürüdüğününde bir farkı olmalı.  Bazen sadece denizin rengi mavi diye denize âşık olmalı. Bazen de şehri kifayetsizce kalabalık diye o şehre âşık olmalı.

Hunharca gülmeleri olmalı insanların ve saklamadan ağlamaları olmalı. Hiçbir şey yapmamak ya da bir şey yapmak seni ne eksiltmeli ne çoğaltmalı.

Ne rakı masasında içtiğin sofralara mey olmalı ne de kahve içtiğin masalarda el olmalısın. Aslına bakarsan sen sadece sen olmalısın. İnsan olmak kişiliğe has olmaktır. İnsan olmak kendine münhasır olmaktır.

O yüzden sen kendine münhasır ol ve öyle yaşa. Biraz dur nefes al kendine gel çünkü artık yavaşlamalı ve hayatınızı yavaşlatmalısınız. Şimdi sahip olduklarına şükret ve daha da çoğalt hayatını… Kendini sev ve hep daha çok sev…!