Kültür-Sanat

KALBİMİ LAHOR’DA BIRAKTIM

By  | 

“Ah benim gönlümün dinmez yarası
Ah benim gönlümün son Rüveydası” (S.Aydın)

Gönlüm kırık, içim buruk, duygularım karmakarışık bir ruh haliyle dönüyorum Lahor’dan İslamabad’a…

Lahor…

İnsan, her taraf insan. Sokaklar adeta insan seli.
Alabildiğine dingin, alabildiğine canlı, alabildiğine karmaşık, alabildiğine doğurgan, anaç, kucaklayıcı, kaosta bile var olabilecek bir düzenin varlığının ispatı.
Küllerinden doğmaya amâde şehir.

Belki şimdilerde Babürlere payitahtlık yaptığı günlerin ihtişamından, debdebesinden, zenginliğinden, temizliğinden oldukça uzak.  Lakin her an yattığı yerden silkinip kalkacak bir küheylan, bir Zümrüd-ü Anka kadar gerçek ve yeniden dirilişe hazır şehir. Estetiğin, zerafetin, güzelliğin abidesi, zirvesi, burcu olmuş bir şehir.

Bir şehir, bir kültür, bir medeniyet ancak bu kadar acımasızca ve hoyratça ve hatta vefasızca yok edilebilir. Bu kadar, tarihle iç içe, tarihi potansiyeli bu kadar canlı, yüksek, yaşayan bir şehir ancak bu kadar hoyrat ellerde, bu kadar acımasızca yok edilebilir. …………………………………………………………………….