Gündem

İş’te Koro

By  | 

 

  • Öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

Aile üyelerimin toplum algısına göre gerçek mesleklere sahip olduğu bir evden, düzene isyan ederek ve 8 yaşında müzisyen olmayı aklıma koyarak kendi serüvenimi başlattım diyebiliriz. 🙂 Kemanla müziğe başladığım bu zor yolculukta, adeta bir parçam gibi hissettiğim enstrümanımla çocukluktan itibaren birçok topluluk,müzik grubu ve organizasyonda kendimi sahnede buldum. Liseden sonra artık alaylı değil, okullu bir müzisyen olmak adına Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı sınavına girerek kazandım ve lisans eğitimimi tamamladım.

 

O yıllarda, yani idealist düşüncenin üzerimde girişimcilik ruhundan daha ağır geldiği zamanlarda, lisans eğitiminin bitmesiyle birlikte kendimi Ankara’da Gazi Üniversitesi Müzik Bölümünde master yaparken buldum. 🙂 Master zamanları okula gidip gelirken anladım ki, üniversitede hocalık yapmak bana göre değilmiş. İstanbul’a yerleşerek müzik piyasasında sahne hayatıma devam ettim. O dönemde, kurumsal şirketlerde çalışan arkadaş çevremin sürekli iş yerlerinde olan genel mutsuzluktan ve rutinlikten bahsettiklerini görünce, 2012’de yeni nesil koro projesi İş’te Koro’yu kurdum.

 

  • İş’te Koro demişken, tam olarak nedir bu İş’te Koro ?

 

İş’te Koro özetle; rutin çalışma hayatlarını renklendirmek amacıyla şirketlerde çalışan herkesin dahil olabildiği, birlikte eğlenip popüler tarzda müzik yaptığımız ve gerçek sahne/konser deneyimi yaşadığımız keyifli bir organizasyondur. Koroya katılan şirketlerde duyuru yapılması sonrasında isteyen çalışanlarla bir koro kurup eğitim ve provalar gerçekleştiriyoruz. Provalar sonrasında da her biri virtüöz olan Türkiye’nin en iyi profesyonel orkestrasıyla konser gerçekleştiriyoruz.

 

 

  • İş’te Koro katılımcı şirketlere neler katıyor?

 

İş’te Koro’yu kurduğum günden bu yana yapmış olduğum en önemli gözlem şu… Şirket içerisinde koroya katılacak çalışanlarda ses güzelliği ve yetenek yönünden herhangi bir eleme yapmıyoruz, çünkü istediğimiz sadece eğlenmek ve mutlu olmak. Böylece, çoğu insanın içinde ukde kalan sahneye çıkma ve gerçek konser deneyimi yaşama güdüsünün tetiklendiğini, katılımcılarda inanılmaz bir mutluluk oluştuğunu, katılımcıların takım ruhu ve şirketlerine olan aidiyet değerlerinin arttığını ve bu özel günü önemli bir hatıra olarak sakladıklarını söyleyebilirim. Ve sonuç olarak, aynı şirkette çalışan ama birbirini tanımayan birçok insanın kaynaşmasıyla kurum kültürüne yadsınamaz bir katma değer sağladığını düşünüyorum.

 

  • Peki şirket içerisinde yaptığınız prova ve eğitimlerin esası nedir? Nasıl gerçekleşiyor?

 

Bu noktada takdir edersiniz ki artık çalışanların büyük bir çoğunluğu “Y Kuşağı” olarak tanımlanan, kendine vakit harcamayı seven, hafta sonu eğlenmeye ve canlı konser izlemeye giden, en ufak boşlukta iş yoğunluğundan sıyrılıp kafasını dağıtmaya özen gösteren, ve özetle, her şeyin farkında olan beyaz yakalı bir kitleden bahsediyoruz. Bundan dolayı, öncelikle provalarda sıkılmamaları gerekiyor. Akıllardaki o emekli amca/teyze “koro şefi” algısı daha ilk provada beni gördüklerinde yıkılıyor ve arkadaş oluyoruz. 🙂  Sahnede söyleyeceğimiz şarkıları onların sevdiği popüler repertuardan oluşturup aslında her provayı yeni bir eğlence ve motivasyon kaynağı haline getiriyoruz. En güzeli de bunu şirketten çıkmalarına gerek kalmadan yapıyoruz.

 

İş’te Koro’yu gerçekleştirdiğimiz şirkette, haftada ya da iki haftada 1 gün, hafta içi mesai sonrasında, koroya katılacaklar için en uygun olarak belirlenen günde, 2 saat süresince gerçekleştiriyoruz. Provalar, ilgili şirkette sadece katılımcıların oturabileceği uygun bir fiziki ortamda, benim kemanla eşlik edip şarkıları öğrettiğim, ekibimden gitarist ve perküsyonist arkadaşlarımın da eşliğiyle gerçekleşiyor.

 

 

 

 

  • Peki provalar sonunda ne oluyor ?

 

Ben bu konuyu ikiye bölüyorum ve şirketlerin insan kaynakları departmanlarına da o şekilde tavsiye ediyorum. Birincisi, bildiğiniz gibi her şirketin yıl içerisinde tüm çalışanlarının katıldığı yıllık toplantı, aile günü, gala, yılbaşı vb. etkinlikleri oluyor. Yaptığımız tarz popüler ve dinleyenlerin eşlik edip eğlendikleri bir konseptte olduğu için, provalar sonunda koroyla böyle bir şirket içi etkinlikte sahneye çıkıyoruz. İkincisi ise, eğer yukarıda bahsettiğim etkinliklerden hiç biri takvimde yoksa, bir performans mekanında sahneye çıkabiliyoruz. Sonuç olarak her iki şekilde de kazanan çalışanlar oluyor, kendilerini ve yeteneklerini tüm şirkete göstermiş oluyorlar.

 

 

 

 

 

  • Son zamanlarda şirketlerin kendi içerisinde gerçekleştirdiğiniz korolar dışında, adından çok söz ettiren İş’te Koro Business Band isimli bir oluşumdan bahsediliyor,tam olarak ne olduğunu açıklar mısınız?

 

Öncelikle İş’te Koro Business Band çok ama çok eğlenceli bir birliktelik. 🙂 Burada farklı farklı şirketlerden oluşan çalışanların tek bir koroda birleşip, aynı koroda şarkı söyledikleri üst seviye bir iş.  İş’te Koro Business Band’ı özel zirvelerde ve etkinliklerde bir araya getirip konsere çıktığımız bir düzende kurdum. Örneğin, geçtiğimiz şubat ayında gerçekleşen ve 10 farklı şirketten (Siemens, ISS, BAT, Flormar, Evyap, Atasun Optik, Süzer Grubu, Turcas, Intercity, Çimsa) toplam 74 çalışanın katılımı ile, Clear’ın sponsorluğunda bir İnsan Kaynakları Zirvesi’nde konser verdik ve muhteşem geçti. Aynı zamanda konserde usta sanatçı Levent Yüksel’in de koroya eşlik etmesiyle hem izleyiciler, hem de korodaki çalışanlar unutamayacakları bir sahne deneyimi yaşadılar. Önümüzdeki süreçte planlamalarımız bittiğinde İş’te Koro Business Band ile yurtdışında ve Türkiye’de çok önemli etkinlik ve zirvelerde sahneye çıkacağız.

 

 

 

  • İstanbul desek*

 

Ahh İstanbul diyerek başlıyorum ki, sanırım benimle hem fikir olan bir sürü insan olacaktır. 🙂 Küçük şehirde büyümüş biri olarak, sanatın ve tüm imkânların şehri olmasından dolayı hayalim olan İstanbul’da yaşamak benim için çok önemli tabiî ki. İstanbul şairin şiirine, bestekârın notalarına sayısız konu olmuş efsane bir şehir.

 

Bu soruyla ilgili net ifadem ise, İstanbul benim için hayatımdaki en özel anlarımı yaşadığım, beste yaptığım, sıfırdan başarılarımı kurduğum büyülü bir şehir. (Duygulandım) 🙂

 

Son olarak, keyifli röportaj için “New İstanbul” dergisine ve emek verenlerine teşekkürler ediyorum.

GÜNHAN ÖZMEN