Gündem

İLETİŞİM ÜZERİNE

By  | 

İLETİŞİM ÜZERİNE

Size, anlamak veya anlaşılmak arzusunun bir hastalığa dönüşebileceğini söylesem ne dersiniz?

İletişim, bizden muhatabımıza akmak hevesinde coşkun bir ırmak olagelmiştir. Anlamak veya anlaşılmak arzusu da bu ırmağın fışkıran kaynağı gibidir. Bazen bir şeyleri anlamak için debimiz yeterli olmaz, bazen de ayarımız kaçar ve yatağımızdan taşarız. Aynı şey, anlaşılmak konusu için de geçerli. Belki siz de gerçek mutluluğun bir neferi olarak ifadelerinizi kısıtlamamak üzere kendinize söz verenlerdensiniz. Mutluluk tanımınız gereği belki kendi içinizde tutarlısınızdır; ancak ne iletişimde aşırılıklara bodoslama dalarak ne de kelime dağarcığınızda yer alan sözcüklerle hayatınızı döndürmeye çalışarak görünen iletişim gerçekleriyle örtüşebileceğinizi söylemeliyim.

Bu konuya Aristo mantığıyla yaklaşmak daha doğru olacaktır: iletişimde orta yolu izlemek. Nasıl mı? Bunu cevaplamak, size sınırlar çizerek kendimle çelişmeme sebep olur. Ayrıca, burada size iletişimin öğelerini de anlatmayacağım. Sadece, kendi hayatımda karşılaştığım bazı durumlarda, içinde bulunduğum hâli anlatacak bir kelime bulamayışım dolayısıyla iletişime dair ürettiğim bazı sözcükleri (italik yazarak) açıklayacağım. Sizin de kendi hayatınızdan parçalar bulacağınız düşüncesindeyim. Öyleyse, hadi başlayalım.

Yeni tanıştığınız insanlar, bazen, sizi ayaküstü tanımak hevesiyle bir dedektif edasına bürünürler. İngilizcede ‘small talk’ olarak ibareleşmiş konuşma kalıplarının dışına çıktıkları zaman, sizi gerçekten tanıyabileceklerini mi sanıyorlar ne? Bazıları da ilk anda sizi gizemli bulur ve içten içe sizin o ‘karanlık’ yönünüzü keşfetmek tutkusunun aranızdaki ilişkiyi beslemesine izin verir. Sevdiğiniz birine dair yeni bir değer keşfetmek elbette güzel; ama bir gün, ayak basmadık yer bırakmayarak bu keşfin gönençle biteceğini sanmamak kaydıyla. Çünkü iletişim, ‘dır’dır; ne bir insanın kendi içindekileri bir başkasına tamamen anlatabilmesi mümkündür ne de bir insanın başkasının iletisini tamamen anlayabilmesi.

Devamı New İstanbul Şubat Sayısında