Gündem

İçinden Geldiği Gibi

By  | 

Merhaba Sevgili Okurlar, öncelikle belirtmeliyim ki bu yazı nereden nereye geldik, kısa dönem içinde çok büyük başarılar elde ettik, şu aşamalardan geçtik yazısı değil. Bu tam anlamıyla bir itiraf yazısıdır. New İstanbul dergisi olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren herkesle, her kesimle iyi geçinmeye, farklı siyasi görüşlere sevgi pıtırcığı gibi davranmaya, toplumun her katmanıyla içli dışlı olmaya olağanüstü özen gösterdik. Artık bundan sonra göstermeyeceğiz. Sırf istediklerini yazmadığımız için bize burun kıvıran, her şeye kendi penceresinden bakan entelektüel görünümlü aydın müsvettelerine aha kapı aha sapı diyeceğiz. Yine yazdığımız veya yazarlarımızın yazdığı bir yazı dolayısıyla yüksekten bakıp aklınca konuyu siyasete çekmeye çalışan, bu olmamış gibi beylik cümleler kuranlara bakın şu da var demek yerine hassttir diyeceğiz. Yine reklam ajanslarının abuk sabuk nedenlerle bizi bekletmesine daha yeni sayılırız tanımıyorlar demek yerine elimizden geldiğince olmadı dilimiz döndüğünce en kötü kulakları çınlar zaten…  İstanbul’un sayılı dergilerinden olmamıza neredeyse tüm belediye ve kamu kuruluşlarına gitmemize rağmen bizlere üvey evlat muamelesini dahi çok gören İstanbul Büyükşehir Belediyesinin çok önemli olmayanlar hariç hiçbir haberini etkinliğini yayınlamayacağız. Buradan bizi sözde canı gönülden destekleyen, “gençlerimize her alanda fırsat vermeliyiz” diye bizi örnek gösterip öven daha sonra da telefonlarımıza dahi bakmayan tüm siyasilere ve İ.B.B. ‘nin bir türlü iletişime geçemediğimiz malum birimine selam olsun.

New İstanbul dergisi olarak o ne der şu ne der bakmadan içimizden geldiği gibi yazmaya ve yazarların yazılarına müdahale etmeden yayınlamaya ömrümüz yettiğince söz veriyoruz. Bundan böyle dergi olarak okurlarımızdan gelen istekler doğrultusunda artık daha keskin bir çizgide olacağımızı belirtmeliyim.  Tüm bunların yanı sıra New İstanbul dergisinin çizgisi hep milleten taraf oldu ve öyle de kalacaktır. Hakkı dillendirmeye, haklının yanında doğru dürüst iş yapmaya ve en önemlisi yeniliklere devam edeceğiz.

İzmir Marşı vs Mehter Marşı

Referandum süresince en çok çalınan iki farklı marşımız ya da marşlarımız. Malumunuz üzere İzmir Mustafa Kemal Atatürk’ü, Mehter marşları da Osmanlı’yı simgeler nitelikte bu iki marşı hangi partilerin daha çok çaldıklarını söylemeye gerek yok, zaten işin bu kısmında da değilim.  Elbette ki siyasi partiler, seçim otobüslerinde veya meydanlarda kurdukları stantlarda istedikleri şarkıyı, türküyü ve marşı çalabilirler. Ancak siyasi görüşler farklı da olsa, siyasi partiler bir şekilde birbirinin alternatifi de olsa, bu iki marş birbirinin alternatifi değildir. Kimin kimi neden sahiplendiği umurum da değil. Fakat Mustafa Kemal’de, Osmanlı’da bizim. Yeter artık birileri Mustafa Kemal Atatürk’ün yakasından düşmeli. Ya hu anladık kardeşim, partinin kurucusu eyvallah; ancak aradan onca yıl geçmiş, Atatürk’ün çizgisinde birçok siyasi parti kurulmuş, hem Atatürk devletimizin de kurucusu Türk milleti için bayrak gibi ortak paydamız. Sen 7/24 Atatürk’ü siyasete alet edersen birileri sana bakar seni sevmez senden mütevellit Atatürk’e dil uzatır ona ve Cumhuriyete saldırır, kızar. Ben ve benim gibi düşünenler de sana kızarız. Yine Osmanlı bizim ecdadımız. İyisiyle kötüsüyle bizim atamız. Kurucu Osman Gazi’den hatta Ertuğrul Gazi’den,  Murâd Hüdâvendigâr’ a, Fatih Sultan Mehmed Han’dan Kanuni Sultan Süleyman’a, Yavuz Sultan Selim’den cennet mekan Abdülhamid Han’a kadar hepsi bizim padişahımız. Sen Atatürk’e alternatif isimler gibi her dakika bunu dillendirirsen, rakı içmekten gözleri köpeğin şeyine dönmüş densizin biri de sana bakıp ecdada söver, onlara saldırır, kızar. Ben ve benim gibi düşünenler de sana kızarız. Unutmayın ne Mustafa Kemal Atatürk’ten ne de Osmanlı’dan vazgeçmeyenler de var. Bu ülke için yemini olanlar da var

.