Yaşam

HAZİN BİR SARIKAMIŞ HİKAYESİ… DUMANLI ÖMER.

By  | 

Dışarıda Kar yağıyor…

 

Hava çelik bir ustura gibi

Dışarıda kar yağıyor

Zemherinin en acımasız günleri

Dışarıda kar yağıyor

Öyle masallarda ki gibi incecikten

Ya da lapa lapa değil

Döne döne

Buram buram

Dışarıda kar yağıyor

Hava ustura gibi soğuk

 

 

Dışarıda kar yağıyor

Morarmış ellerini

Isıtmaya yetmiyor nefesi

Kimi kimsesi

Gidecek bir yeri yok

Dışarıda kar yağıyor

Sırtında paltosu yok

Dışarıda kar yağıyor

Ayağında pabucu yok

Dışarıda kar yağıyor

 

                        Ünal Büyükgönenç – Dışarıda Kar Yağıyor

 

Evet böyle diyordu şarkı.

Ama bu bir şarkı değildi.

Yaklaşmakta olan beyaz bir ölümün ayak sesleriydi…

1914 ‘ün kışıydı…

Evet dışarıda kar yağıyordu.

Hava çelik bir ustura gibiydi

Yer Sarıkamıştı…

 

Yürek sızlatan bir hikayedir Dumanlı Ömer’in hikayesi.

 

Ömer, dedemin babasıdır, yani büyük dedem. 1873 doğumludur. Eli silah tutmaya başladıktan sonra, babası Osman gibi elden çıkmakta olan vatanı elde tutmak için cepheden cepheye koşmuştur. 42 yaşındadır. Cepheden cepheye koşmaktan çocuklarının başında bulunamamış, onlara sıkı sıkı sarılıp yavrularım diyememiştir bir türlü. İki oğlu vardır henüz 12 -14 yaşlarında. Seferberik yıllarıdır.

 

Açlık, yokluk, sefalet diz boyudur. Dağlardan Keven (Yağlı bir bitki) köklerinin sökülüp kaynatılarak suyunun çorba niyetine içildiği yıllardır. İki erkek delikanlı olması gereken dedem ve ağabeyi yoksulluktan, düzgün beslenememekten sıska, cılız kalmış iki kardeştir. Seferberlik yıllarında eli silah tutan herkes mutlaka bir cepheye yollanmıştır. Cepheye gitmeyip kaçanlarda olmuştur. Gidenlerin ve dönmeyenlerin hüzünlü hikayeleri unutulup giderken, Asker Kaçakların (Hain) hikayesi bir “Kahramanlık Destanı!” gibi anlatılıp durur.

 

Gelelim dedem Ömer’in hazin hikayesine.

 

Ruslarda yıkılan, dağılan “Hasta Adam” Osmanlı’nın ballı mirasından pay kapma telaşı ile Doğu’dan saldırır Anadolu’ya. Batının kışkırtması ile Anadolu’da bir Ermenistan sevdasına tutulan yerli Ermeniler yaverlik eder Ruslara kurdukları çetelerle. Son vatan parçası da elden çıkmak üzeredir. Bu büyük, bu necip millet kendisi yemez askerini yedirir, kendisi giymez askerini ordusunu giydirir. Onun için dağlarda Keven kökü kalmamıştır seferberlik yıllarında. Ekmekler aşlar orduya, askere gitmiştir çünkü. Vatanın selameti her şeyin önündedir zira.

 

Ömer dedem köyün en varlıklı ismidir. Tarlası tapanı çoktur. Osmanlıda toprak reformuna kadar 7 köyün tımar sahibidir babası Osman Ağa. Fakat son birkaç yılda nesi var nesi yok seferberlik şartlarında tek tek el konulmuştur. Geriye bir çift öküzü, birkaç inek dana, birkaç koyun kuzu ve bir çiftte katırı kalmıştır.

Devamı New İstanbul Şubat- Mart Sayısında…