Tarih

Fetih 1453

By  | 

Fetih 1453
“Artık daha fazla tereddüt etmeyelim; fethetmek ya da gerekirse ölümü de göze alarak feth edene kadar ondan vazgeçmemek üzere kararlılıkla ve bütün gücümüzle şehre saldıralım. Ben sizlerle birlikte ilk saflarda savaşacak, yaşayacağımız zorlukları memnuniyetle paylaşacak, her an başınızda durarak cesur olanlarınız ve hak edenlerinizi armağanlarla ödüllendireceğim. Herkesi değerine ve gösterdiği erdeme göre, tehlikeler karşısında ya da herhangi başka bir askeri alanda sivrilme derecesine göre onurlandıracağım.”*
Sultan II. Mehmed
Fetihten hemen önce yapılan konuşmalardan biriydi yukarıda ki satırlar. II. Mehmet Han daha çocuk yaşlarda kafasına koymuştu İstanbul’u almayı. Felsefi kitaplar bir yana okuduğu tüm kitaplar bunun içindi. “Ya ben İstanbul’u alırım, ya da İstanbul beni” diyecek kadar sevdalıydı İstanbul’a…
Nasıl olmasındı ki, bu kent yeryüzünün cenneti, doğunun ve batının başkenti, gurbetçisinin hasreti, sıladakinin aşkı, dünyanın göz bebeği, şehirleri şahıydı. Tarih boyunca neredeyse tüm milletlerin hayali, Türklerin kızıl elması, kralların, sultanların düşüydü İstanbul…
Dünyada başka hiçbir şehre nasip olmayacak şekilde adına binlerce şiirler yazılmış şarkılar söylenmiş, sokakları satır satır anlatılmış bu şehrin bir başka anlamı ve en önemlisi de fethinin, feth edenin Peygamber tarafından övülmesiydi.
“İstanbul mutlaka feth edilecektir. Onu feth eden kumandan ne güzel komutan; o ordu ne güzel ordudur”. Hz. Muhammed
İslam toplumu için bu söz dünyalara bedeldi. Peygamber övgüsüne mazhar olmak, bu her Müslüman için aşkın ta kendisiydi. Bu cümlelerle birlikte aşk ateşi alev almış İstanbul’u sarmayı bekliyordu.
İlk kıvılcım 670 yılında düştü göğüslere, bu İslam ordularının İstanbul’u ilk kuşatmasıydı. Şimdiler de İstanbul’un manevi sahiplerinden Ebu Eyyüb el Ensar 90 yaşlarında katıldı bu kuşatmaya, Medine de evinde ağırladığı kutlu Peygamberin övgüsüne mazhar olmak için ömrünün son yıllarında fetih aşkıyla dayandı İstanbul surlarına. Surların ona geçit vermemesi rahmetin tecellisiydi. Kutlu günün müjdecisiydi. Muhakkak feth olunacağının ilk ateşini yakmıştı. Aşkın alevlendiği günde bedeniyle olmasa da ruhuyla oradaydı…
Aradan yıllar geçti İstanbul aşkı kor halinde yanıyor, geçen her vakit yürekleri daha çok yakıyordu. Onlarca kuşatma, binlerce şehid bunun şahitleri olurken fetih yaklaşıyordu.
Daha ilk yıllar beylik dönemi Ertuğrul Bey’in gözü ufuklarda biz diğer beylikler gibi olamayız bizim savaşımız Oğuzun şanlı boyları ile değil diyerek içten içe hep İstanbul hayali kuruyordu. Sonrası devletleşme ve hızla büyüme…
Osmanlı padişahları daha şehzadelik yıllarında bunun hayaliyle yatıp kalkar olmuşlardı. Alınan her toprak, gidilen her karış İstanbul içindi. Yıl 1328, fetih ateşi gönülleri daha bir sarmış vaziyette Aydos Kalesi alınmış İstanbul’a giden yolda en önemli adımlardan bir tanesi atılmıştı.
Fetih Kadar Zordu Fethe İnandırmak
Tahta çıktığında henüz 19 yaşındaydı. Şehzadeliği döneminden itibaren hayallerini süsleyen bu şehri almayı aklına koymuş bunun için geceli gündüzlü planlar yapıyordu. Uzun yıllar kuşatma altına alınmasına ve birçok başarısız girişimle sonuçlanması sebebiyle hanedan ve o günkü yönetim çok sıcak bakmıyordu. Bu durumda bir başarısızlığın Osmanlı’nın sonu olacağı kanaati genel anlamda yaygındı. Önce hanedanı ve yönetimi inandırmalı ardından askeri ateşlemeliydi. Geceleri sabahlara kadar planlar yapıyor, çeşitli ilim adamlarıyla istişarelerde bulunuyordu. Zamanı gelmişti…
26 Mart 1453 Osmanlı ordusu İstanbul aşkıyla harekata geçti. Ordu heyecanlı, ordunun başındaki II. Mehmed Han ise daha heyecanlı, atılan adım İstanbul’a ve beklemede koca şehir ebedi Fatih’ini…
5 Nisan 1453 Boğaza sadece adımlar kaldı. İstanbul’a yazık olmasın dedi Sultan, elçi gönderdi ve şehrin sulh ile teslim edilmesini istedi. Kabul edilmedi sulh teklifi, karşı taraf kendinden emin ancak hiç olmadığı kadar tereddüt hakimdi.
Devasa toplarla surlar dövülmeye başlandı. Ordu gaza aşkıyla yanıp tutuşmakta ne yazık ki surlar tarihin gördüğü en ağır toplara karşı koymakta. Bizans açılan her deliği kapatmakta, birbiri ardına onlarca saldırı ve umutlar tükenmek üzere, her geçen gün ordu moralini biraz daha yitiriyor. Sultan kararlı, ölmek var dönmek yok. Lakin aşkın ateşini harmanlamalı…
52. gün Akşemseddin hz. huzurda, son kuşatma yapılması kararlaştırıldı. Son bir kuşatma, son hücum, kaderin tecellisi beklenmekte, dualar dualara, aminler aminlere karışmış vaziyette…
29 Mayıs 1453
Ordu 53 günün ardından büyük bir aşkla saldırıya geçiyor. Yıkılmaz denilen surlar yerle bir olurken şehrin kapıları büyük Sultan’a açılıyor. Ne büyük gün, bugün dünya Türk’e hayran, Avrupa yasta, ortaçağ kapanıyor, Yeni Çağ açılıyor. Orta Asya bozkırından yurt edinmeye cihana yayılan milletin mührü, dünyanın kalbine vuruluyor. Sultan II. Mehmed, Fatih Sultan Mehmed oluyor. Hükümdarı Fatih, ordusu mübarek millet, tarih sayfalarına Peygamber övgüsüyle yazılıyor…
Son söz
Millet olarak onlarca büyük devlet kurduk. Onlarca ülkeyi içine alan sınırlarımız, yüzlerce büyük zaferimiz ve binlerce büyük kumandamız oldu. Ancak çok azını ezberledik tarihiyle, kumandanıyla, askeriyle ve zaferiyle. İşte adını ezberlediklerimizin başında da İstanbul Fethi, onun Kumandanı Fatih Sultan Mehmed ve çocukluktan beri aklımıza mıh gibi çakılan 29 Mayıs 1453 tarihi gelmekte. Çağ açıp kapatan bu eşsiz zaferimiz dünya tarihine damgamızı vurduğumuz mührümüz. Yıllarca hasretiyle at koşturduğumuz, Peygamberimizin övgüsünü almak için hayaller kurduğumuz, milletimizin en büyük kızıl elması İstanbul’umuzun alındığı gün 29 Mayıs. Ancak bu kutlu gün sanılanın aksine ne yazık ki o tarihten sonra pek anılmamıştır. Ta ki 1911 yılına dek. O yıl küçük bir kutlamayla anılan bu şanlı tarih sonraki dönemde ise birkaç yıl ufak çaplı anma etkinliğiyle geçiştirilmiş, Cumhuriyet döneminde ise fethin 500.yılı münasebetiyle 1953 yılında kısmen devlet destekli olarak büyük bir kutlama yapılmış sonraki yıllarda ise kutlamalar birkaç dernek ve vakıfla sınırlı kalmıştır. 1980 Sonrası kutlamalarda bir artış gözlense de bugünkü haliyle, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan Bey’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığı yaptığı 1994 yılı itibariyle fetih hak ettiği ölçüde büyük çaplı anma etkinlikleri ve kutlamalarla anılmıştır.

Hakan Yetişkin

newistanbul.com.tr/e-dergi

fetih1453

fetih1453