Kültür-Sanat

Bir Gecenin Sonu veya Başı

By  | 

…yağmurun hızını hiç kesmeden içindeki tüm sıkıntıyı atmak istercesine yağdığı siyah bir gecede kaç sokağı geride bıraktım bilmiyorum. Nefesim kesilirken, titreyen ve yağmura karışan bedenimle, içine sıkıştığım sorunun cevabını ararcasına yürüyorum.  Adımlarım yavaşlamaya başlayıp, düşüncelerimin ağırlaştırdığı bir hâlde seninle ilk karşılaştığımız sokağın başındayım.

Başındayım,

içimdeki savaşı kazanıp bu ihanetin acısından sağ çıkmak için.

 

Belki de sonundayım,

İçimdeki senle son bir kez nefes almak için.

 

Rengini çok sevdiğimiz, asmaların camına kadar uzandığı ve her an dans etmeye başlayacak gibi duran, o eski yapılı lakin capcanlı evin önündeki bankta sabahın ilk ışıklarını yüzümde hissederken kendime gelmeye başladım. Güneş sokaklardaki ıslaklıklarda renkli hareler çizerken, sırılsıklam olmuş bir savaş enkazı gibi duran bedenimle doğrulmaya çalıştım. Ayak sesleri gelmeye başladı. Birinin elinde buharı tüten bir çayla gelmeye başladığını görüyordum ama yüzünü seçemiyorum.

 

Bulanıklaşan gözlerimi iyice ovuşturup, gelen kişinin yüzüne baktım.

Nefesim durdu,

…sanki bu sefer yağmur gözlerimden süzülüyordu.

Ayağa bile kalmaya mecalim yoktu.

Sözcüklerim tükenmiş, bir gecede bildiğim tüm kelimeleri unutmuş bir halde yutkunmaya çalışerken sadece ‘adı’ çıkıverdi, boğazımı keskin bir acıyla sararak.

Eğildi, gözlerimin hizasına.

Başımı iki elinin arasına alarak;

‘’insan canım dediğine,  nefesini nefesi saydığına ihanet eder mi?’’ dedi. ‘’ Ben sen diye ölürken, sen bensiz burada mı ölecektin?’’ diyerek her şeyin göründüğü gibi olmadığını anlatarak devam etmeye başladı.

Devamı dergide…