Gündem

Ayna Görmemiş Çocukları Gördün Mü?

By  | 

Ayna Görmemiş Çocukları Gördün Mü?

 

2016 başında ilk kez Suriye mülteci kamplarına gittim, bir sürü çocukla tanıştım, çocukları çektim, çocukları çektikten sonra yanıma çağırıp fotoğrafı gösteriyordum, ilk defa kendilerini görüyorlardı. Ayna yoktu çünkü, savaşın içine doğmuş ve ilk kez kendini gören çocukların duyguları o kadar karışıktı ki “ ben böyle bir çocukmuymuşum, kaşlarım nasıl, saçlarım nasıl, gözlerim nasıl, yakışıklı mıyım? Gözlerinden şaşkınlığı anlayabiliyordum. Böyle gezerken içlerinden biriyle arkadaş oldum hemen kaynaştık, orada yardımcım oldu bir nevi asistan, adı Muhammed’ti, Muhammed hayatında ilk kez fotoğraf makinesi görüyordu, boynuna astım o kadar çok sevindi ki, 10 yaşında ya var ya yoktu, cin gibi bir çocuktu, yeşil gözlüydü ha! O’na fotoğraf çekmeyi öğrettim. Arkadaşlarını çadırları arkasında alacak şekilde çekti, arkadaşları imreniyordu Allah var çok güzel poz veriyorlardı, bana vermezlerdi o pozları neyse Muhammed beni de çekti o’nun mankeni olmuştum.  Sonra birden karanlık bir adam geldi, makineyi onun boynundan sertçe çekti aldı bana verdi, sonra eliyle “alır götürür çalar” şeklinde ileri geri hareket yaptı. Muhammed gözleri dolu bana baktı, adamın Arapça ne dediğini anlamadım ama iyi şeyler olmuyordu, o karanlık adama itiraz edemedim. Çünkü rehberimiz Türkiye sınırları dışında olduğumuz için daha dikkatli olmamız gerektiğini söylemişti, sonra adam gitti, Muhammed bana “ben masumum hırsız değilim” manasında gözlerini kaçırarak bakıyordu, ben gülümsedim tekrar taktım boynuna, o kadar sevinmişti ki kelimelerle anlatılmaz. Ben İngilizce Türkçe biliyordum onlar sadece Arapça biliyordu ama beden dili tüm dillerden daha güzeldi, sonra yolda Muhammed’in babasını gördük, ben Muhammed’i gösterdim, “Türkiye Türkiye” dedim ve götürme işareti yaptım, babası güldü eliyle “al götür” ve başıyla “onay işareti” yaptı. Muhammed endişeliydi, sonra bir çevirmene sordum ne diyor diye, “beni götürme, ailemden arkadaşlarımdan koparma, ne yapacaksan burada bu kampta yap” diyormuş, şaka yaptığımı söyledim çevirmene, aldım oradaki yardım ofisine götürdüm “bu çocuğun bana adresini adını soyadını verebilir misiniz burs göndermek istiyorum” dedim ama maalesef olmadı, çadır numaraları yoktu, kimliği yoktu, aslında böyle bir çocuk yaşamıyordu. Çok üzülmüştüm o da üzüldü bir kardeşimizi orada bırakıp dönmüştüm.

 

Devamı dergide…