Gündem

Atatürk ve Tarih Şuurumuz

By  | 

Son zamanlarda tarihi diziler oldukça revaçta. Tarihi değerlendirmelerimizi bu diziler üzerinden yapacak kadar da tarih uzamanı olmuş durumdayız.  Hatta anlı şanlı tarihçilerimiz gazete köşelerinde, röportajlarda bu dizileri değerlendirip, tarihe ne kadar uygun olup olmadığı üzerine ahkam kesiyorlar.  Kimisi dizilerle tarih öğrenilmez diyerek kestirip atarken, kimisi de danışmanlık yaptığı dizilerin tarihimizi öğrenmede oldukça önemli bir yer tuttuğunu ballandıra ballandıra anlatmaktan geri durmuyor.

Gerçek kahramanları karton kahramanlara dönüştürerek “mış” gibi yapmanın kolaycılığına kaçıyor,  ülkenin pek çok sorununu bu dizilerden yakaladığımız bir “replikle”  çözmenin hazzıyla kendimizi büyük ölçüde rahatlatıyoruz… Öyle ki bu dizilerde gecen cümlelerin pek çoğunun senaristin yazarın kendisine ait olduğunu dahi unutuyor, siyasi hayatımızda , kültür tartışmalarında  büyük büyük siyasetçiler, kerli ferli kültür adamları o döneme ait bir sözmüşçesine bu cümleleri kullanmakta bir beis görmüyor. İşte bu meşhur sözlerden biri de “İnsan’ı yaşat ki devlet yaşasın” dır.  Bu meşhur sözün Osman Bey’in hocası Şeyh Edabali’ye ait olduğu kanaati oldukça yaygındır. Ancak bu söz de pek çok beylik söz gibi ait olduğunu sandığımız kişiye ait değildir.  Evet,  çok güçlü bir anlam ifade eden çok etkili bu söz tarih romanlarının usta yazarı Tarık Buğra’nın Osmancık dlı romanında Şeyh Edabali’ye söyletilmiştir. Ancak sözün müellifi Şeyh Edebali değil romanın yazarı Tarık Buğra’dır.  Bu durum farkındaysanız biraz da sosyal medyadaki Mevlana, Can Yücel sözlerine dönmüş durumdadır.

Peki bu kadar lafı niye ettim? Asıl meseleye gelirsek; meselemiz tıpkı Amin Malof’un ” Modern insan her şeye üzülen ama hiçbir şeyle tam ilgilenemeyen insandır” sözünde olduğu gibi modern insan meselesidir.  Biz sadece bize gösterilenler üzerinden geçici sevinçler ve üzüntüler yaşıyoruz. Reel dünya, reel tarih aslında pek de umurumuzda değil.  Her konuyla yüzeysel olarak ilgileniyoruz, ancak iş somutlaştı mı oradan uzaklaşıyoruz.

Tarihe bakışımız da işte bu modern insanın bakışıyla aynı. Osmanlı Devletine, Abdülhamit’e Cumhuriyete, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bakışımız da maalesef böyle. Diziler üzerinden tarih okumaları yapmaya bayılıyor, ancak konu ciddi ilmi araştırmalara gelince Türk tarihini araştırmak için somut işler yapılması istendiğinde hiç oralı olmuyor, kılımızı bile kıpırdatmıyoruz.

Devamı New İstanbul Dergisinde….