Yaşam

Allah’a En Yakın O An

By  | 

Bir şarkıya uyanıyorum gece yarısı. Sessizlik, sözleri daha da derin hale getiriyor. Yalnızlık sessizliği büyütüyor. Kendi içinde kendi sesinden uyuyamıyorsun, tekrar yakalamak istiyorsun “o An’ı”, uyanırken gerçeğe geçmeden hemen önce ki ” O An’ı”. Çarpan kalbinin sesi kulaklarından ve göğsünden çıkarken, duyduğun korkunun ne kadar kimsesiz olduğunu ve anlatılamazlığını keşfediyorsun. Sığınacak kendinden daha güçlü bir şey arıyor bilinç. Kurtaracak, seni saracak, annen gibi yetersiz baban gibi kuvvetsiz değil. Daha kuvvetli bir şey, sana istediklerini verebilecek, seni sakinleştirecek, ona uyanışın o tek nefes anında yakaladığın, bir an için kaybettiğin hızlıca bulamazsan boğulacak gibi hissettiğin bir şey. Tüm günahlarına, pişmanlıklarına uyanıyorsan bir gece vakti, önce yalnızlığını kucaklıyorsun sonra bitmez tükenmez üst komşunun gürültüsünü. Seni gerçeğe uyandıran üst komşunun ayakları.

Herkesin ortak yalanına, yaşam savaşına uyandığın gerçek. İşte tam o anda kandırılışa geçmeden önce, bir ara bulup hissettiğin asıl gerçeğe tam tutunamadan geçiş yaptığın herkesin gerçeğine.

Nirvanaya ulaşacakken yuvarlanmışsın gibi yine en aşağıya. Uyanıp kalp atışlarımı dinliyorum, bir de komşunun ayak seslerini, iki farklı gerçeklikle.

Yorgun, üzgün, beklentili ve umuda tutunan.

Sonra yine yalnızlığa yenilip yüzleşen ve vesveselerle, kuruntularla sıkışmış hayatıma uyanıyorum. Cevapsız geceler uzun ve yalnız… Seni bir an için tam da olduğun yerde bulduğum, bir çift ayak sesinde kaybettiğim gecelere uyanıyorum.

Ölümü tam da o an gibi hayal ediyorum; hüzünlü, melankolik, aşk ve vuslat dolu ama salt gerçeğin huzuru.

O gerçeklikte yaşayabilsek, ruhundan başka hiç bir şeyin yokluğu, varlıkların anlamsız çabaları, tüm değerlerin yok olduğu “o anı” yakalamak bir an için de olsa ne kadar arındırıcı. Öyle bir kısa an ki uzun uzun sonsuza kadar anlatmak, yazmak istediğim lakin hiç bir kelimeye karşılık gelmeyen “o an”. Anlatılması imkansız, seninle yaşayıp sende kaybolan “o an”. Tüm dünya gerçeğinin anlamını yitirdiği o ana tutunmak, orada kalmak istiyorum. Hissiyatın içinde gizli bir “o an”.

Çalınmamış, kimsenin söyleyemediği melodi gibi, ilk defa dinler gibi ama tanıdık olan “o an”. Rüzgarın içinde ki ıslığa gizlenmiş, yalnız sen duyuyormuşsun gibi. Hep çalınsın istediğin o şarkı, mırıldanmaktan vazgeçmediğin, sözlerini hep bildiğin unuttuğun “o an”;  Allah’a en yakın olduğun an.