Gündem

aldatma!

By  | 

Bir daha böyle sever miyim diye geçirdi içinden, uğurlamaya giderken bir daha kavuşamayacağını adı gibi biliyordu. Ağırdan aldı konuşurken daha yarım saat var dedi otobüsün kalkmasına, gitme demek istiyordu ama söyleyemiyordu. Uzun uzun bakıyor cümleleri yutarak konuşuyor. Ağlamamak için kendini zor tutsa da gözleri buğulanıyordu.

Çok çabuk geçti o yarım saat muavinin sesi duyuldu. Dışarıda  yolcu kalmasın…

Dondu, kıpırdamıyor, hareketsiz bir şekilde gözleri tek bir noktaya çakılı boş boş bakıyordu. Bağıra bağıra ağlamak geldi içinden ömrünün yarısı, yarına dair umudu, aşkı, sevdası gidiyordu.

Elini uzattı sevdiceği, hoşça kal dedi. Ellerine baktı uzun alelade bir tokalaşmayla ayrılmamalıydı.Sarılsam son kez diye geçirdi içinden sonra bir an, ya o sarılmazsa korkusu yüzünden vazgeçti. Öylece bakakaldı. İstemsiz bir şekilde uzattı elini hoşça kal dedi sessizce hoşça kal.

Kalktı otobüs, biraz gidecek sonra durup inecek diye bekledi bir süre, inen olmadı. Bir kaç saat sonra diye geçirdi içinden yolculukta çok düşünür insan muhakkak geri döner, netice de o da benim gibi. Seviyoruz birbirimizi diye düşündü. Bu düşüncelerle gördüğü ilk alkollü mekana girmişti. En son içkiyi ta lise zamanında içmişti aslında ama filmlerde hep teselliyi içkide arıyorlardı insanlar. Boşuna değildi ya, bir yerde okumuştu içki unutturmaz ama hatırlatmazdı da, unutmayacağını zaten biliyordu.
Bulduğu boş bir yere oturarak bira söyledi. Bir iki derken üçüncü bardakta hafif sarhoş olmuş keyfi iyice kaçmıştı. Bir bardak daha istedi sonra tanıdık sayılabilecek garson saat daha erken hem seni çarptı galiba diye reddetti. Bir paket sigara içmiş, 2 saati adeta boşlukta geçirmişti, koskoca 2 saat, 120 dakika bilmem kaç saniye dönen yoktu. Halbuki yakındaydı henüz,  geleni geçeni dikkatle gözlüyor iki de bir telefonuna bakıyordu. Madem o aramıyor ben arayayım diye sarhoşluğun verdiği cesaretle açtı telefonu aradığınız kişiye ulaşılamıyor sözüyle kendine gelmiş, belki de kendini kaybetmişti.

Biraz hikayeleştirsem de bu satırları çok dinlemiştim Recep ağabeyden.  Çok sevmiş hiç unutamamış bir adamdı. Tek bir hata diyordu, tek bir hata bunlara sebep olan tek bir hataydı.

Lise çağlarından beri sevdiği kızı aldatmış, sevdiği kızda nispet olsun diye biriyle konuşunca kaldıramamış neticede 10 yılın sonunda dostça ayrılmışlardı. Kız onu görmemek için İstanbul’a akrabalarının yanına gidip orada biriyle evlenmiş Recep ağabey ise bekar kalmıştı.

Dergi de bu ay aldatma konusunu işliyoruz. Aslında konu hakkında hepimizin söyleyeceği o kadar çok şey var ki, en çok ben hiç aldatmadım diyenleri dinlemek isterdim. En çok onlar konuşmayı hak ediyor lakin ne yazık ki hamaset sözler söyleyenler haricinde dişe dokunur bir şeyler söyleyenler azınlıkta artık. Çünkü çatır çatır aldatıyoruz. Ruhumuzla, bedenimizle bazen her ikisiyle aldatıyoruz. Bazen daha güzel veya daha yakışıklı diye bazen daha ilgili, bazense sırf değişiklik olsun diye aldatıyoruz. Çünkü yaşamıyoruz hayatı, seyrediyoruz. Yaşama anını bulunca da kaçırmıyoruz. Sevdaya, aşka, evliliğe dair öyle büyük cümlelerimiz var ki o denli büyük olmadığımızdan eziliyoruz her seferinde. Kimimiz sadece konuştum diyor, kimimiz seviştim. Kimimiz tek gecelik bir şeydi diye geçiştiriyor, kimimiz bir anlık gaflet veya şeytana uydum diye kendini aklıyor. Başkasını değil, kendimizi aldatıyoruz aslında çünkü kendi çizdiğimiz sınırların dar geldiğini çok iyi biliyoruz.

Üç çocuğum var ayrılamam, onlara bunu yapamam ama eşim çok ilgisiz ben ister miydim böyle olsun diyen kadın veya bu yaştan sonra boşanacak halim yok arada olur böyle şeyler hem benim ki sadece gönül eğlencesi diyen adam size ne ifade ediyor?
Bir yıldır beraberiz onu gerçekten çok seviyorum ama fuckbody olmadan hayat yaşanır mı diyen genç veya ömrümün son demleri artık, bundan sonrası tufan. Çalıştım param var, mezara götürecek halim yok evdekini aç mı bıraktım açıkta mı diyen yaşlı size ne anlatıyor?

Bu örnekleri gerçekten tanımayan var mı aramızda? Sözün özü şu aslında, ahlaki dejenerasyon vs masalını bir kenara koyarsak hepimizin tek istediği şey birazcık yaşamak. Yalandan, seyrederek değil dolu dolu yaşamak istiyoruz. Önerim şu, neyle tartarsanız onunla tartılacağınızı unutmayın. Siz aldatıyorsanız emin olun aldatılıyorsunuz da bunu kabullenin, bilin ve öyle yapın ne yapıyorsanız. Asla pişman olmazsınız.

Son olarak  eski  bir  istatistikçi  olarak aldatma oranlarını yazayım. Kadınlarda %55, erkekler de ise %45 civarında ki araştırmaların çok üstünde sonuçlar olduğu kesin aslında. Üstelik daha vahimi kadınlar yazışmayı, konuşmayı erkekler ise tek gecelik ilişkileri aldatma saymıyor.

Yazıyı rahmetli Recep ağabeyin sözüyle bitireyim.

Sevdiğini aldatma, sevmediğini kandırma!