Yaşam

Â’BI HAYAT ÜZERİNE

By  | 

Var oluşun esrarına erişememiş dünyanın cevabına ulaşılamamış en can yakıcı suallerinden biridir yenilenme!
Zaman sarkacı sallanıp dursun. Bilinen tüm bilgi soruların kıskacında bir o başa bir bu başa gidip gelmeye devam etsin. Kendi içinde ve aklınca cevaplar üretsin. Gelip takıldığı bir yer oluyor.
Her var olanın bir ömür durağında soluklanması, başkalaşması, bilinen  formunu yitirip yeni bir formda varlığını devam ettirmesi süreci kader mülahazasıyla tanımlanıyor.
Ne biriktirirse biriktirsin varlık kendi tanımlamasının sınırlarını, kendisine ait kabul ettiğinden sürece direnç gösteriyor.

Büyük bir uyanışı yaşadıktan sonra, varlık ikinci bir uyanışı değil de sonsuz yaşamı aramaya başlıyor.
Bilincinde oluşan ben karakteri, mutlak bir var oluş için sonsuz enerji harcama gayretinin, sarmalına düşüyor.
Ve macera başlıyor.
Önce kendisinde olanı; ulaşılacak yerdekiyle özdeşleştiriyor. Cennetini dünyada kurabileceğini kurguluyor. Bu kurgu için geçen zamanın, sermayeden gittiğini es geçip, sonsuzlukta devam edebilmenin “cepte hazır olduğu” hayalinin dehlizinde yitiyor.
Bitmeyen hazzı sunacak “ölümsüz bir beden, tatmin olmuş ruh ve tanrısallaşmış bilinç…
Mottosunu” egosuyla kendine tasdik ettirdikten sonra perdeler iniyor. Günün gecesi başlıyor. Karanlık sapaklarda, nice sapkın denemenin sonuçları derleniyor.
Varlık kendi maksat düzleminden önce hayal aksına ulaşıyor. Sonra sapakta yolun makasına varıyor. Bazen yel bazen sel gibi ulaşıp; eğer şanslıysa bir damla sorgulayabiliyorsa, tehdidi görüyor. Yok, soramıyorsa seçtiği yolda sürüklenip gidiyor…

Bunca şeyi neden mi söyledik?
Sahtekâr egoist ümit’ten!
Evet egoist ümit sahtekardır. O, varlığa devamlı olarak bir kapısı olduğunu, kapının ardında her şeye iyi gelecek bir su olduğunu, bu sudan içmenin ölümde dahil her şeyi başladığınız ana dönüştürülebileceğini söyleyip duruyor.
Laboratuarlar bunun için. Bunu arıyor. Büyücüler bunu arıyor. Filozoflar bunu arıyor.
Kim yukarıdaki gayyada hayaldeyse bunu arıyor.
Her varlık kendi yitirdiklerini yerine koymak için bu suyun peşinde. Elleriyle yapıp ettiklerini elleriyle yapıp ederek tamamlamanın gayreti imanlarının mihengi.
Acı bir tebessüm yayılıyor. Mutlakıyet hüzünle bu yarışı seyrediyor. Sonsuzluğun bilgisine ulaşamayan her varlık sonluluğun kaderine mahkum.
Herhalde mutlakıyet bu esaret döngüsünü haykırışlarla karşılıyordur.
Belkide ölümün varlığı bu döngüyü bitirmek için kurgulanmıştı.
Yarının ne olacağına hükmedemeyen bir varlık, sonsuzluk yarışında, döngünün dolap beygiri olarak zamanı tüketiyor.
Kim bu ümidi pompalıyor. Kim kopya çekiyor.
Bir büyük yıkım yapılıyor. Ne kentsel dönüşüme benziyor ne sanat eserine. Kayıp her saniye çığ gibi büyüyor. Varlık kendisinden başka bir hayalde tükeniyor.

Devamı New İstanbul Dergisinde….